free website hit counter code
W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

İSKELET

By on 11-25-2012 in AKADEMİK İÇERİKLER, ANATOMİ, SON EKLENENLER

Share

Anatomik Duruş

Baş dik ve alın öne bakan, kollar yanda ve sarkık olan, avuç içleri öne dönük, ayaklar birleşik ve ayak uçları öne doğru olan vücut duruşuna anatomik duruş denir. Anatomide kullanılan terimler vücudun bu durumuna göre tanımlanır ve adlandırılırlar.

İnsan Vücudunun Ana Bölgeleri

Vücudu yapan organ ve oluşumların daha iyi kavranılması, yerlerinin belirlenmesi ve hastalıkların kolay tanımlanması için vücut, bölgelere ayrılarak incelenir.

İnsan vücudunun ana bölgeleri (Regio) şunlardır.
1.Kafa (Capital )
2.Yüz ( Facial)
3.Boyun (Cervical)
4.Göğüs (Pectoral)
5.Karın (Abdominal)
6.Sırt-Bel (Dorsal)
7.Apışarası (Perine)
8.Üstyanlar (Superior)
9.Altyanlar (İnferior)
Bu ana bölgelerin bulundurduğu önemli bölgelerden bazıları şunlardır:
Üstyan: Omuz, kol, dirsek, önkol, el
Altyan: Kalça, uyluk, diz, bacak, ayak
İnsanda Vücut Boşlukları

İnsan vücudunda kaslar, zarlar ve kemikler tarafından çevrilmiş geniş yapılı dört adet boşluk (Cavum) vardır.

1.Kafatası boşluğu (Cranium) ve 2. Omurga kanalı 3. Göğüs boşluğu ( Thorax ) 4. Karın boşluğu ( Abdomen) 5.Leğen boşluğu (Pelvis)

Kafatası boşluğu (Cavum cranium): Kafatası kemiklerinin içerisinde kalan kısım ile omurga kanalı içerisine uzayan boşluktur. Bu boşlukta tüm beyin bulunur.

Göğüs boşluğu (thorax): Göğüs kemiği (iman tahtası), kaburgalar ve göğüs omurlarının yaptığı iskeletin, boş yerlerinin kaslar ve zarlar ile kaplanmasıyla oluşur. Kalp, kalp zarı, akciğer, timüs, yemek borusu ile soluk  borusunun göğüs parçası, aortanın göğüs parçası,  alt ve üst ana toplar damarlar,  lenf düğümleri bulunur.

Diyafram kası: Karın ve göğüs boşluklarını ayıran geniş ve yassı yapılı kas grubudur.

Karın boşluğu (abdomen): Kemik yapılı olarak sadece bel omurları ile çevrelenmiştir. Arkadan, yanlardan ve önden karın kasları ile çevrelenir. Mide, bağırsaklar, böbrekler, karaciğer, öd kesesi, dalak, pankreas, böbreküstü bezler, aortanın  karın parçası, alt anatoplardamar bulunur.

Leğen boşluğu (pelvis): İki kalça kemiği, sağrı ve kuyruk kemikleri ile arkadan yarım biçimde çevrelenir. Sidik kesesi, düzbağırsak, kadınlarda yumurtalık, tüpler, dölyatağı, dölyolu; erkeklerde, üreme bezleri (prostat), sperm kanalının (vasdeferens) bir kısmı bulunur.

FONTİKULUSLAR (fonticulus- fontinella) BINGILDAK

Kafa tavanında yeni doğanların kafa tavanında ki genişçe bölümler zarsı evrede kalmış olup kemikleşme meydana gelmemiştir. Kemikleşme olmayan yerler bıngıldak olarak isimlendirilir.

Altı adet bıngıldak bulunur: Ön (1), arka (1), önyan (2), arkayan (2), Ön bıngıldak en büyük yapılı olanıdır ve alın kemiği ile tepe kemiklerinin birleşim hatlarına yerleşir. Burası kemikleşmesini 18 aylık olununca tamamlar.

İNSAN VUCUDUNDA ZAR SİSTEMLERİ (FASYA)

Vücudumuzda çoğu organ ve bazı yapıların üzerleri ince katmanlı zarlar tarafından örtülmüşlerdir. Bu yapılar “fasya” veya zar adıyla anılır.

1. Müköz zarlar: Bu zarlara mukoza katmanı da denilir. Sindirim, solunum, üreme ve boşaltım sistemleri organlarında bulunur. Bunların yüzeyi epitel hücreleri ile örtülmüştür. Örneğin, ağız boşluğu çok katlı yassı, mide ve bağırsaklar tek katlı pirizmatik, solunum yolları tek katlı silli pirizmatik epitelle örtülmüştür.

Genellikle bağ dokusundan oluşan bir taban zarı üzerinde bulunur. Çoğunlukla dış salgı yapan bezler bulunur.

a. Koruma; b. Mukus salgısı; c. Besin emilimi gibi işlevleri vardır.

2. Seröz zarlar: Vücut boşlukları ile bu boşluklardaki organları saran zarsı yapılardır. Tek katlı yassı epitel hücreleri ve altındaki ince bağ dokusundan yapılmıştır. Önemli seröz zarlar: Perikard, yüreği sarar; plevra, akciğerler ve göğüs boşluğunu örter; periton, karın ve leğen boşluğu duvarlarını ve leğen boşluğu duvarlarını ve bu boşluğun organlarını sarar.

3. Sinoviyal zarlar: Özelleşmiş seröz zarlardır. Eklemlerdeki eklem kapsüllerinin iç yüzeyinde, kirş ve tendon kılıflarında, bursaların (kese biçimli yapılar) içinde görülür. Sinovia denilen eklem sıvısını salgılar, eklem yüzeylerindeki sürtünmeyi engeller.

HAREKET SİSTEMİ

Systema locomotorium insan vücuduna belirli bir biçim veren ve hareket imkanı sağlayan bir sistemdir.

Hareket sistemi, kemikler ve eklemlerden oluşan iskelet sistemi (Systema skeletale) ile çizgili kaslardan oluşan kas sistemi (Systema musculare) nden meydana gelir.

1. İskelet Sistemi:

Kemikler (Ossa, tekil=Os) ile bunları birbirlerine bağlayarak iskelet (Gr. skeletos=dik duran) oluşumunu sağlayan eklemler (articulationes. tekil articulation) den meydana gelir. İskeletin bazı yerlerinde, bazıları zamanla kemikleşen kıkırdak (Cartilago) elemanları vardır.

OSTEOLOGIA (KEMİK BİLİMİ):

Kemikler, kemik doku (Textus osseus, osseoz doku)’dan oluşmuş sert yapılardır. Yetişkin bir insanda çeşitli tiplerde 206 kemik bulunur. Bu kemikler konpakt (sıkı) ve spongioz (süngerimsi) kemik dokusundan yapılmıştır.

206 kemiğin tamamında hem sıkı, hem de süngerimsi doku bulunur.

Kemik tipleri:

a. Uzun kemikler (Ossa longa): Uzunluğu genişliğinden büyük olan kemikler olup özellikle ekstremite bölümlerinde bulunurlar. Kol, ön kol, uyluk, bacak ve parmak kemikleri uzun kemiklerdir.

b. Kısa kemikler (Ossa brevia) : Kabaca uzunluğu, genişliği ve kalınlığı birbirine eşit olan kemiklerdir. El ve ayak bileği kemikleri kısa kemiklere örnektir.

c. Yassı kemikler  (Ossa plana) : İnce ve kavisli kemiklerdir.  Kafa tası kemikleri, kaburgalar, kürek kemikleri ve göğüs kemiği yassı kemiklerdir.

d. Düzensiz kemikler (Ossa irregülaria) : Belirli bir şekle uymayan bu kemikler, çıkıntıları ile kaslara yapışma yeri teşkil ederken sağlam eklemler de oluştururlar. Omurlar, kuyruk sokumu kemiği ile sifenoid.etmoid.maksilla ve mandibula gibi kafa tası kemikleri düzensiz kemiklerdir. Bunlardan sifenoid ve maksilla aynı zamanda havalı kemiklere (Ossa pneumatica)’de örnek teşkil ederler.

e. Sesemoid kemikler (Ossa sesemoidae) : Bazı tendonlar ile kasları kemiklere bağlayan fibröz bandlar içerisinde bulunan kemiklerdir. Sesemoid kemikler, tendonların ekstremiteleri aşarak belirli bir açı ile ilgili kemiklere yapışmasına olanak verirler. Dizdeki patella ile el bilek kemiklerinden os pisiforme en tipik sesemoid kemiklerdir.

f. İlave kemikler (Ossa accesssoriade) : Özellikle ayakta olmak üzere gelişme sırasında kaynaşmayan kemik bölümleri ilave kemikler şeklinde ortaya çıkarlar. (Örneğin: os trigonium, os vasalinum, os tibiale externum).

KEMİK OLUŞUMLARININ ADLANDIRILMASI

* Eklemleşmeler için oluşmuş geniş çıkıntılar üç tiptir:

Caput (Kaput): Baş

Condylus (Kondil): Lokma veya yumruk şeklindeki çıkıntı.

Epiconylus (Epikondil): Kondillerin üst tarafında yer alan belirgin çıkıntı.

*Yuvarlak çıkıntılar 5 ayrı şekilde adlandırılırlar:

Tuberculum (Tüberkül): Küçük yuvarlak çıkıntı

Tuberositas : yüksekliği fazla olmayan, pürüzlü kabarcık.

Protuberantia: Küçük yükseklik tarzındaki çıkıntı, tümsek.

Malleolus (Malleol): Küçük çekiç ucu şeklindeki çıkıntı.

Trochanter (Trokanter): Yumru, yuvarlak çıkıntı.

* Çizgisel çıkıntılar linea ve crista olarak, belirgin keskin çıkıntılar processus ve spina (dikensi çıkıntılar) olarak adlandırılır.

* Çeşitli depressionlar 4 şekilde adlandırılır:

İncisura: Çentik şeklinde defekt.

Sulcus: Oluk şeklinde defekt.

Fossa, fovea, foveola, fossula: Çukurluk ve çukurcuklar.

İmpressio: Bir başka oluşumun kemik üzerinde oluşturduğu sığ çukurluk, iz.

* Kemiklerdeki çeşitli açıklıklar 5 şekilde adlandırılır:

Foramen: Delik şeklinde açıklık.

Canalis : Kanal

Meatus: Geçit, yol.

Fissura: Yarık şeklindeki açıklık.

Apertura: Açıklık, ağız.

* Uzun kemiklerin genel bölümleri:

Epiphysis (Epifiz): Uzun kemiğin iki ucundan her biri.

Diaphysis (Diafiz): Uzun kemiğin orta bölümü, gövdesi.

Metaphysis (Metafiz): Epifiz-diafiz arasında kalan, sekonder kemikleşme odağı bölgesi.

Tipik Kemiğin Anatomik Yapısı

Vücudumuzdaki uzun kemikler (Örneğin: kol ve uyluk kemikleri) tipik bir kemiğin makroskopik anatomisinin öğrenilmesinde iyi bir örnek teşkil ederler.

Yetişkin uzun kemiklerinin çoğu, diafiz olarak adlandırılan tubuler bir gövdeye sahiptir. Gövdenin içindeki, kemik iliği ile dolu olan boşluğa cavum medullare denir. Cavum medullare’yi çevreleyen kemik dokusu kompakt kemik yapısındadır.

Uzun kemiğin, iki ucu her biri epifiz olarak adlandırılır. Diafize göre daha geniş olan epifizler spongioz (süngerimsi) kemik yapısındadır. Buradaki boşluklara kırmızı ilik yerleşir. Diafiz ile epifiz arasında sekonder kemikleşme odağına ait epifiz kıkırdağı bulunur. Bu bölge metafiz olarak adlandırılır.

Epifizlerde, diğer kemiklerle birleşmeyi sağlayacak olan eklem yüzleri (facies articularis) vardır. Eklem yüzleri, cartilago articularis (eklem kıkırdağı) ile örtülmüştür. Kemiğin eklem yüzeyleri dışında kalan bölümleri dıştan periost (Periosteum) ile kaplıdır. İnce bir zar olan periost bir çok kan damarları, sinirler ve lenf damarlarına sahiptir. Periost yaşam boyu kaybolmayan potansiyel bir kemik doku üretim yeridir. Büyüme periyodu ile kıkırdakların iyileşme dönemlerinde devreye girer.

Metafiz içinde yer alan cavum medullare (ilik boşluğu) endosteum ile kaplıdır. Endosteum, ince bir epitelial örtüdür. Yetişkin bir insanda cavum medullare, sarı kemik iliği (Medulla ossium flava) olarak adlandırılan yağdan zengin bir bağ dokusu ile doludur. Sarı kemik iliği, aşırı hipoksi (uzun süreli oksijen azlığı), kan kaybı vb vücudun alyuvar gereksiniminin yükseldiği durumlarda kan hücreleri üretebilecek potansiyelde reserv hemopoetik bir organdır.

Aksial iskelet: Baş-boyun ve gövde iskeleti    Appendiküler iskelet: Ekstremite (kollar, bacaklar) iskeleti

APPENDİKÜLER İSKELET

Appendiküler isklet (Skeleton: isklet, appendiculare: eklent) başlığı altında gövde iskeletine bağlanmış üst ve alt tarafların iskeletini oluşturan kemikler incelenir.

  1.   Üsttaraf Kemikleri (Ossa membri superioris)

Üst taraflar, gövdenin en üst böölümü olan göğüs’ün iki yanına tutunmuş sağ ve sol olmak üzere iki çift ve simetrik birer uzantı halindedir. İki bölüm halinde ele alınırlar. Üst tarafları göğüs iskeletine bağlayan kemikler ÜST TARAF KAVŞAĞI KEMİKLERİ, serbest hareketli üst taraf kemikleri de SERBEST ÜST TARAF KEMİKLERİ başlığı altında incelenir.

Appendiküler iskeleti oluşturan 126 kemiğin 64’ü üst taraf kemiklerine aittir. Bir taraf kavşak kemikleri 2. serbest hareketli kemikler ise 30 tanedir.

ÜSTTARAF KAVŞAĞI KEMİKLERİ: Göğüs kavşağı olarak ta adlandırılan üsttaraf kavşağı nscapula (kürek kemiği) ve clavicula (köprücük kemiği) olmak üzere iki kemikten (iki taraf için dört kemik) oluşur.

Kürek kemiği (Scapula):

Kürek kemiği, göğüs kafesinin arka yüzüne oturmuş, trianguler, yassı bir kemiktir. Üç köşesi (L.angulus=köşe), üç kenarı (L. margo=kenar) ve iki yüzü (L. facialis=yüz) vardır.

Hafif çukur olan önyüzü kaburgalara (2.7.kaburgalar) yaslanır. Konveks olan arka yüzünde spina scapulae denilen belirgin bir çıkıntı bulunur. Arka yüzü üst ve alt iki çukurcuğa bölünen spinaın genişlemiş ucuna acromion (Gr. Omuz çıkıntısı) denir. Akromion üzerinde köprücük kemiği ile eklem yapacak bir eklem yüzü vardır.

Kürek kemiğinin oldukça kalın olan dış köşesinde, serbest hareketli üsttaraf kemiklerinin ilki olan kol kemiği (Humerus)’nin eklemleşeceği sığ bir eklem yüzü (Cavitas glenoidas) yer alır. Cavitas glenoidalis’nin iç yanındaki kalın boyuna collum scapulae denir.

Glenoid çukur (Cavitas glenoidalis)’nun üst tarafında, üst kenarın devamı şeklinde boyun’a tutunan büyük bir çıkıntı-processus coracoideus (gr. Coracoideus=karga gagası) uzanır. Bu çıkıntıya korakoklavikuler bağ ile göğüs ve kolun bazı kasları tutunur.

Köprücük kemiği (Clavicula):

Acromion ile sternum (Göğüs kemiği) arasında horizontale yakın olarak yerleşmiş olan bir kemik olup, tüm uzunluğunca deri altından palpe edilebilir. Bu kemik vücut kemiklerinin en yüzeyel yerleşim gösteren ve en kolay kırılabilen ve kemikleşmesi ilk başlayan kemiğimizdir.

Clavicula’nın acromion’la eklemleşen arka ucuna extremitas acromialis, sternıum ile eklemleşen ön ucuna extermitas sternalis, iki ucu arasında kalan orta kısmına ise corpus claviculae denir.

SERBEST ÜST TARAF KEMİKLERİ:

Kol (Brachium), ön kol (Antebrachium) ve el (Manus) kemikleri bu başlık altında incelenir.

Kol kemiği (Humerus) :

Humerus, üsttarafın en büyük kemiği olup tipik bir uzun kemik yapısındadır. Üst ve alt uçlar (Epiphysis proximalis et distalis) ile bir cisme (Diaphysis) ayrılarak incelenir.

ÜST UÇ: Üst uç, caput humeri olarak adlandırılan, geniş, yuvarlak bir baş ile bu başın dış yanında yer alan iki çıkıntı (Tuberculum majus et minus) içerir. Caput humeri, scapula’nın cavitas glenoidalis’ine oturur; çıkıntılar ise omuz etrafındaki kaslara yapışma yeri teşkil eder. Tuberculum majus et minus arasındaki olukları pazı kası (M.biceps brachii)’nin uzun başının kirişi geçer. Baş ile tüberküller arasındaki dar bölüme anatomik boyun (Collum anatomicum), tüberkülller ile cisim arasındaki geçiş bölümüne de cerrahi boyun (Collum chirurgicum) denir.

CİSİM: Üst bölümü silindirik, alt bölümü önden arkaya hafif yassı bir yapıdadır. Anatomik olarak üç yüzlü kabul edilir. Cismin ortalarına doğru dış yüzde deltoid tüberkül (Tuberositas deltoidea), arka yüzde ise iç yandan dış yana, yukarıdan aşağıya doğru uzanan spiral bir oluk bulunur. Bu oluk n.radialis’in basısı ile oluştuğundan sulcus nervi radialis olarak adlandırılır.

ALT UÇ: Humerus’un alt ucu, ön kol kemiklerinin üst uçları ile eklemleşecek yapılara sahiptir. Bu yapılar topluca condylus humeri (L.condylus=lokma) olarak adlandırılır. Kondilin ulna’nın çentiği ile etkileşen bölümüne trochlea humeri (L.trochlea=makara), radius’un başındaki çukurluk ile eklemleşecek bölümüne capitulum humeri (L.capitulum=başçık) denir. Alt ucun ön yüzünde lokma çıkıntıların üzerinde iki çukurcuk (Fıossa coronoidea, fossa radialis) bulunur. Alt ucun arka yüzünde ise trochlea’nın üst tarafında, ulna’nın çıkıntısının girdiği fossa olecrani olarak adlandırılan büyükçe bir çukurluk yer alır.

Condylus humeri’nin üst bölümünün dış ve iç yanında görülen çıkıntılara epikondil (Epicondylus medialis et lateralis) denir. Bu çıkıntılar birçok ön kol kasına yapışma yeri teşkil eder. İç epikondil’in arka yüzünde, ön kolun iç yanında seyreden n.ulnaris’in geçişi esnasında oluşmuş bir oluk (Sulcus nervi ulnaris) bulunur.

 

ÖNKOL KEMİKLERİ

Dirsek ile el bileği arasındaki üst ekstremite bölümüne önkol  (Antebrachium) denir. Önkol iskeleti Radius ve ulna olarak adlandırılan iki kemik tarafından oluşturulur.

Radius (Döner kemik):

Radius, önkol un dışyan tarafında yer alan, ulna’ya göre daha kısa bir kemiktir. Üst ve alt uç ile bir gövdeden ibarettir.

Üst uç disk şeklinde bir baş (Caput radii) sahiptir. Caput radii, yukarıda humerus’un alt ucundaki capitullum radii, içyanda ulna ile eklem yapar. Başın altındaki kısa ve ince bölüme collum (boyun) denir. Boyunun aşağısında, önde pürtüklü bir çıkıntı (Tuberositas radii) bulunur. Tuberositas radii’de pazu kası sonlanır.

Gövde, yukarıdan aşağıya doğru genişleyen bir yapıda olup üç yüzlüdür. Ön ve arka yüzlerin bileşim hattında, içyanda oluşmuş keskin kenara margo interosseus denir.

Alt uç, üst uca göre daha geniş olup el bilek kemiklerinin üst sırası ile eklem yapar.

Ulna (Dirsek kemiği):

Önkol iskeletinin içyanını oluşturan ulna radius’tan daha uzun bir kemiktir. Üst ve alt iki ucu ile gövdeden ibarettir.

Üst uç oldukça geniş bir kitle şeklinde olup semilunar çentik ile iki çıkıntı içerir. Humerus’un alt ucundaki trochlea ile eklemleşen semilunar çentik incisura trochlearis olarak adlandırılır. Çentiği arka-yukarıdan sınırlayan büyük çıkıntıya olecranon, aşağı-alttan sınırlayan küçük çıkıntıya da proc.coronoideus denir. Proc.coronoideus’un dışyanında Radius başı ile eklem yapan bir çentik bulunur.

Gövde, Radius gövdesinin aksine aşağıya doğru daralan bir yapıdadır. Radius’ta olduğu gibi üç yüzü ayırt edilir ve margo interosseus’a sahiptir.

Alt uç, üst uca göre dar olup proc.styloideus olarak adlandırılan küçük bir çıkıntı ile başçığa (Caput ulnae) sahiptir. Caput ulnae, radius’un alt ucu ile eklemleşir.

EL KEMİKLERİ

Toplam 27 kemikten ibaret olan el kemikleri (Ossa manus) üç grupta ele alınır.

1.El bileği kemikleri (Ossa carpi) ……8 adet

2.El tarak kemikleri (Ossa metacarpi) …… 5 adet

3.El parmak kemikleri (Ossa digitorum manus.phalanges) ..14 adet

El bileği kemikleri (Ossa carpi): İki sıra halinde dizilmiş 8 kısa kemikten ibarettir. Bu kemikler ligamentlerle birbirlerine sıkıca bağlandıklarından hareketleri oldukça kısıtlanmıştır.

Proksimal sırada yer alan kemikler (Dıştan İçe doğru)

Os scaphoideum, os lunatum, os triquetrum, os pisiforme

Distal sırada yer alan kemikler (Dıştan İçe doğru)

Os trapezium, os trapezoideum, os capitatum, os hamatum

Herbiri doğumdan sonra belirli bir zamanda kemikleşen el bilek kemiklerinin röntgenogramları yaş tayininde önem taşır.

El Tarak kemikleri (Ossa metacarpi), avuç içi (Palma manus.metacarpus)’nin iskeletini oluşturan 5 adet minyatür uzun kemiktir.   Herbir metakarpal kemiğin üst ucuna basis, gövdesine corpus, başsı distal ucuna çaput denir. El tarak kemikleri dıştan içe doğru os metacarpale, I,II …V şeklinde numaralandırılarak belirlenir. Her bir metakarpal kemik yukarıda elbilek kemiklerinin distal sırası kemikleri, aşağıda is proksimal falanksın tabanı ile eklemleşir.

El parmak kemikleri (Phalanges, falankslar) de el tarak kemiklerinde olduğu gibi  birer minyatür uzun kemik karakterindedir. Herbir falanksın üst ucuna basis.gödesine corpus.alt ucuna da çaput denir. Başparmak (Digitus I.pollex) hariç diğer bütün parmaklarda üçer tane falanks bulunur. Bunlar proksimal.media (orta) ve distal falank olarak adlandırılır. Falankslar metakarpofalangeal eklemlerle metakarplara, interfalangeal eklemlerle birbirlerine bağlanır.

ALTTARAF KEMİKLERİ (Ossa membri inferioris):

Altttaraflar.gövdenin en alt bölümü olan pelvis’in iki yanına tutunmuş sağ ve sol olmak üzere çift ve simetrik iki sütun halindedir. Alttaraflar yapılarındaki kalın, güçlü kemikler ve kaslar yardımı ile vücudumuzun tüm ağırlığını taşıma, dik durma ve yer değiştirme ödevlerini üstlenmiştir.

Appendiküler iskeleti oluşturan 126 kemiğin 62’si alttaraf iskeletine aittir. Alttaraf kemikleri de üsttatarfta olduğu gibi ALTTARAF KAVŞAĞI KEMİKLERİ (Kalça kemeri kemikleri) ve SERBEST ALTTARAF KEMİKLERİ şeklinde ayrılarak incelenir.

ALTTARAF KAVŞAĞI KEMİKLERİ:   Kalça kemeri olarak da adlandırılır.

Kalça kemiği (os coxae)

Geniş, irregüler şekilde, yassı kemik karakterinde bir kemiktir. Bağımsız taslaklardan gelişen üç ayrı kemiğin (Os ilii, os ischii, os pubis) 16-18 yaşlarında sinostozisi sonucu oluşmuştur. Üç kemiğin birleşim yerinde, uyluk kemiğinin başı ile eklem yapan derin bir çukurluk (Acetabulum) bulunur. Acetabulum’un ön-alt tarafında görülen geniş birliğe foramen obturatum denir.

a.Os ilii (Böğrü kemiği) : kalça kemiğinin en büyük ve kanat şeklindeki üst bölümü olup üsttaraf kemiklerinden scapula’ya benzer. Korpus ve ala (kanat) olarak iki parçası vardır. Korpus diğer os coxae bölümleri ile kaynaşır. Ala ossis ilii  yüzeysel olarak hissedilebilen çıkıntıları nedeniyle önem taşır. Üst serbest kenarına crista iliaca, bunun öndeki çıkıntısına spina iliaca anterior superior denir. Ala’nın dış yüzü facies glutea, iç yüzü ise fossa iliaca olarak adlandırılır.

Os pubis (Edep veya çatı kemiği) : Klaça kemiğinin ön-alt bölümünü oluşturan os pubis üsttaraf kemiklerinden clavicula’ya uyar. İki kolu foramen obuturatum’u çevreler. Korpusun dış yüzeyindeki çıkıntıya tuberculum pubicum, iç yüzündeki eklem yüzüne facies symphysialis denir. Sağ, sol facies symphysialis’ler kartilogöz bir eklem olan syphysis pubica aracılığı ile birleşirler.

Os ischii (Oturak kemiği): Kalça kemiğinin arka-alt bölümünü oluşturan L şeklinde bir kemiktir. Foramen obuturatum’u arkadan ve alttan çevreleyen  os ischii, os coxae’nin en sağlam kemiğidir. Os ischii, üsttaraf kemiklerinden scapula’nın proc.coracoideus’una uyar. Kemiğin en kalın bölümü olan korpus’un arka-alt bölümündeki çıkıntıya tuber ischiadicum denir.

SERBEST ALTTARAF KEMİKLERİ: Uyluk /femur), bacak (crus) ve ayak (pes) kemikleri bu başlık altında incelenir.

Uyluk kemiği (Os femoris):

Os femoris, uyluk iskeletini yapan vücudumuzun en uzun, en kalın ve en sağlam kemiğidir. Uzun, tubuler bir kemik yapısında olup vücut boyunun ¼’ü kadar uzunluğa sahiptir. bu güçlü kemik, vücudun desteklenmesi yanında diz ve kalça eklemi yolu ile mobilitesinde de rol oynar. Normal yürüme, koşma ve atlama sonucu ortaya çıkan 3500 kg/sq basınca dayanabilir.

Üst Uç: üst ucun en belirgin oluşumu 4-5 cm çapında büyükçe bir yuvarlak şeklindeki çaput ossis femoris’tir. Çaput’un tepesindeki küçük çukurluğa fovea capitalis denir. Femur başı gövdeye uzun bir boyunla (Collum ossis femoris) bağlanır.

Femur boyunu ile gövdenin birleştiği yerin etrafında belirgin çıkıntılar ve çizgiler vardır. Birleşim yerinin dış tarafındaki büyük çıkıntıya trochanter majör, iç yandaki çıkıntıya da trochanter minör denir. Bu iki çıkıntı önde ve arkada intertrokonterik çizgisel çıkıntıyla birbirine bağlanmıştır.

GÖVDE: Öne doğru konveksite gösteren femur gövdesi (corpus), arka yüzündeki pürtüklü çizgisel çıkıntı (Linea aspera) dışında düzgün ve tubiler görünüştedir. Linea aspera’nın dudaklarının alt uca devamı facies poplitea’yı sınırlar.

ALT UÇ: alt ucu, üst uca oranla daha geniş ve kalın olup, arkada bir çukurla (fossa intercondylaris) ikiye ayrılmış medial ve lateral kondillerden (Condylus laterali et medialis) oluşur. Kondillerin antero-inferior yüzleri facies articularis (Eklem yüzü)niteliğinde olup tibia üst ucu ve patella ile eklem yapar.

Diz kapağı kemiği (patella)

En büyük yapılı sesamoid kemiktir. Diz ekleminin ön bölümünde, m.quadriceps femoris ‘in kirişi içinde bulunur.

 BACAK KEMİKLERİ : (Ossa cruris) : Diz’den ayak bileğine kadar olan alt taraf bölümü bacak (crus) olarak adlandırılır.

Tibia (Kaval kemiği):

Tibia bacağin içyanında yer alan üst ucu daha kalın, yaklaşık os femoris uzunluğunda tubiler bir kemiktir. Tibia, vücut ağırlığına destek olduğu gibi, bu ağırlığı ayak bileği eklemi (Art. Talocruralis) yolu ile os femoris üzerinden talusa aktarır. Tibia, üst ve alt iki uç ile bir gövdeden ibarettir.

Üst uç oldukça kalın olup os femoris’in alt ucu ile eklem yapan iki kondil (Condylus medialis et lateralis) den oluşur. Üst uçla gövdenin geçiş yerinde ön yüzde pürüzlü belirgin bir kabarıklık görülür. Lig. Patellae’nin yapıştığı deri altında kolayca palpe edilen bu kabarıklık tuberositas tibiae olarak adlandırılır.

Gövde üç yüzlü olup, deri altında kolayca hissedilen ön kenarına margo anterior denir.

Alt uç üst uca oranla daha ince olup, iç yanından aşağıya doğru uzanan çıkıntısı malleolus medialis olarak adlandırılır. Alt uçtaki eklem yüzü trochlea tali ile eklem yapar. Malleolus lateralis, bir buluş noktası olarak fonksiyon görür.

Fibula (Kamış kemiği):

Fibola, bacak iskeletinin dış tarafında yer alan, iki ucu kalınlaşmış, uzun, ince bir kemiktir. Üst ucu tibianın dış kondiline bağlanan fibula diz eklemine katılmaz. Bu nedenle vücut ağırlığının taşınmasında çok az fonksiyona sahiptir. Distal uç talus le eklemleşir. Alt ucundaki çıkıntı malleolus lateralis olarak adlandırılır. Malleolus lateralis bir buluşma noktası olarak işlev görür.

AYAK KEMİKLERİ : İnsan vücudunun ağırlığını taşıma ve destekli hareketlerimizi sağlama ödevini üstlenmiş olan ayaklarımız, bu fonksiyonlarını yerine getirebilecek biçimde kemik iskelete sahiptir.

Toplam 26 kemikten ibaret olan ayak kemikleri (Ossa pedis) üç grupta ele alınır.

1.Ayak bilek kemikleri (Ossa tarsi)  7 adet

2.Ayak tarak kemikleri (Ossa metatarsi)   5 adet

3.Ayak parmak kemikleri (Ossa digitorum pedis, phalanges)  14 adet

Ayak kemikleri transversal  ve longitudial kemerler oluşturacak şekilde yerleşmişlerdir. Bu kemerlerin bozulması, çeşitli ayak şekil anomalilerine neden olur.

Ayak bileği kemikleri (Ossa tarsi), el bileği kemiklerine benzer şekilde iki sıra halinde dizilmişlerdir. Arka sıra, iki büyük kemik olan talus (eklem kemiği) ve calcaneus (topuk kemiği)’tan, ön sıra ise os naviculare (sandal kemik), ossa cuneiformia (kamamsı kemikler, 3 adet) ve os cuboideum (Kübik kemik)’ten oluşur. Calcaneus ayak bileğinin en büyük yapılı kemiği olup topuk çıkıntısını oluşturur.

Ayak tarak kemikleri: (Ossa metatarsi): tibial (iç yan) taraftan başlanarak I,II…V. Metatarsal kemik biçiminde numaralandırılır. Minyatür uzun kemik yapısındadırlar.

Ayak parmak kemikleri (Ossa digitorum pedis) ayak baş parmağı (Hallux, digitus pedis) de 2, diğerlerinde 3’er adet olmak üzere toplam 14 adet kemikten ibarettir.        

AKSİAL İSKELET:

Aksial iskelet başlığı altında gövde ve baş-boyun iskeletini oluşturan kemikler (Omurga, göğüs kemikleri, kafatası incelenir.

OMURGA (Columna vertebralis):

Omurga, kafatası tabanından başlayıp, boyun ve tüm gövde boyunca uzanan lingitudinal bir kemik dokudur. Omurga, rijit bir kemik sütunu olmaktan ziyade yetişkinlerde 26 adet bağımsız kemiğin birleşmesi ile oluşan, kabaca S şeklindeki fleksibil bir kolondur.

Omurganın oluşumuna katılan her bir bağımsız kemik omur (Vertebra) olarak adlandırılır. Omurganın, geçtiği vücut bölümlerine göre içerdiği omur sayıları şöyledir:

Boyun (Vertebrae cervicales)     C       7 adet

Göğüs (Vertebrae thoracicae)    T      12 adet

Bel (Vertebrae lumbales)              L       5 adet

Sakrum (Vertebrae sacrales)       S       1 adet (yetişkinde)

Kuyruk (Coccyx)                                         1 adet (yetişkinde)

Toplam      26 adet

Yirmi adet omur birbirine discus intervertebralis (Omurlar arası disk) olarak adlandırılan fibro-kartilagöz yapılar ve bağlarla birbirlerine bağlanmışlardır. Omur ve disklerin kalınlıkları boyundan sakruma doğru artarak gider. Yetişkin erkeklerde yaklaşık 71 cm olan omurga boyu. Yetişkin kadında 61 cm kadardır. Bu uzunluğun ¼’ü diskler, ¾’ü omurlar tarafından oluşturulur. 26 omurun sakrum üzerinde kalan 24’ü hareketli olup presakral omurlar olarak adlandırılır.

Fetüs’te öne doğru konkavite gösteren bir yay şeklinde olan omurga, doğumdan sonr çocuğun başını tutması, emeklemesi, ayakta dik durması ve yürüme gibi gelişim periodlarında ilave eğrilikler kazanır. Normal olan ve sagittal planda ortaya çıkan bu eğrilikler şöyledir:

  • Boyun bölümünde arkaya doğru konkavite (Servikal lordoz)
  • Göğüs bölümünde arkaya doğnı k’onveksite (Kifoz)
  • Bel bölgesinde arkaya doğru konkavite (Lumbal lordoz)
  • Sakral bölgede arkaya doğru konveksite.

Bu eğriliklerden, boyun ve sakral bölgedeki fetüs’de görüldüğünden primer eğrilik.göğüs ve bel bölgesindeki (Kifoz.lumbal lordoz) doğumdan sonra ortaya çıktığı için sekonder eğrilik olarak adlandırılır.

TİPİK BİR OMURUN ANATOMİK YAPISI :

Genel kemik bilgisi bölümünde, “düzensiz şekilli kemikler’ grubuna sokulan omurlar, birinci, ikinci servikal, sakrum ve koksiks dışında ortak bir anatomik yapıya sahiptir .Tipik bir omur, bir cisim (Corpus vertebrae).bu cisme bağlanan bir kemer (Arcus vertebrae) ile birçok çıkıntı (Processus) içerir.

Omur cismi (Corpus vertebrae) :

Omur cismi, herbir omurun ön bölümünü oluşturan,kısa-silindir şeklinde bir bölümdür. Vücut ağırlığını destekleyen omur cisimleri, ikinci boyun omurundan sakruım’a doğru kademeli bir şekilde büyür. Prevertebral omurlardan üçüncü seruikal omur en küçük.beşinci lumbal omur en büyük cisme sahiptir. Corpus uertebrae’lerin üst ve alt uçları orta bölüme nazaran daha geniştir. Pürtüklü ve geniş olan bu uçlar omurlar arasındaki fibro-kartilaginöz yapılar olan disklerle eklemleşir. Cismin ön yüzünde damarların geçtiği küçük bir delik görülür.

Omur kemeri (Arcus vertebrae) :

Omur kemeri, omurganın arka bölümünü oluşturan kavisli bir yapı olup korpusa sağ-sol iki pedikül (Pediculus arcus vertebrae) ile bağlanır. Omur kemerinin, çıkıntılar taşıyan özde levha şeklindeki kısmına lamina (Lamina arcus ver­tebrae) denir.

Omur cismi ile omur kemeri arasında foramen vertebrale (Omur deliği) olarak adlandırılan bir açıklık oluşur. Omurgada, üst üste oturan omurlardaki foramen vertebrale’ler birleşerek canalis vertebralis (Vertebral kanal)’i meydana getirirler. Vertebral kanal içinde omurilik yer alır.

Pediküllerde bulunan çentikler omurgada intervertebral delikler şeklinde organize olurlar. Bu deliklerden spinal sinirler ve ilgili damarlar geçer.

Omur çıkıntıları (Processus vertebrales):

Tipik bir omurda, laminadan çıkan 7 adet çıkıntı bulunur. Bunlardan kas ve bağların yapıştığı 3 tanesi ( 1 Proc.spinosus. 2 proc.transversus) bir manivela gibi rol oynadığı halde 4 tanesi (Sağ-soi proc.articularis superior et inferior’lar) omurların eklemleşmesinde rol oynarlar.

Omurganın değişik bölümlerindeki omur sayıları ve özelliklerinde farklılıklar vardır. Bu nedenle, boyun, göğüs ve bel omurları ile sakrum ve koksiksi ayrı ayrı ele alacağız.

Boyun omurları: Hareketli omurların (Vertebrae presacrales) en küçükleri olan boyun omurları 7 tanedir. Boyun iskeletini oluşturan vertebrae cervicales’lerin I.II ve VII.’si atipik, diğerleri tipik özelliklere sahiptir.

Tipik bir boyun omuru, üst ve alt yüzleri quadranguler görünümde küçük bir corpus ile uzun-ince bir arcus’a ve delikli transvers çıkıntılara sahiptir. İçinden a.uertebralis’in geçtiği bu deliklere foramen processus transversarii (vertebar- teriale) denir. Processus spinosus’ları çatallıdır.

Atipik omurlardan C1 atlas. CII axis, CVII vertebra prominens ola­rak adlandırılır. Atlas, atlanto-occipital eklemlerle kafatasına bağlanır. CVU’nin uzun proc.spinosus’u, deri üzerinden görülebilir ve palpe edilebilinir.

Göğüs omurları: Kaburgalarla eklem yapan 12 omurdan ibarettir. Boyun omurlarına oranla daha büyük olup, boyutları birinciden on ikinciye doğru artarak ilerler. İlk dördü boyun, son dördü bel omurlarına benzer, ortada kalan dört tanesi ise tipik göğüs omuru olarak kabul edilir.

Tipik bir göğüs omurunun korpusu, boyun omurlarının korpuslarından büyük­tür ve diskal yüzleri kalp şeklindedir. Cisimlerinin yan yüzlerinin arka bölümlerinde kostal fasetler (Fouea costalis sup.et inferior) vardır.Vertebra) delikleri küçük ve yuvarlağa yakındır. Proc.spmosusları uzun olup, oblik şekilde aşağıya doğru yönelmiştir.

Bel omurları : Presakral omurların en sağlam ve en büyükleri olup 5 tanedir. Omur cisimleri üzerlerine düşen ağırlığın artmasına bağlı olarak çok kalındır ve diskal yüzleri böbrek şeklindedir.Omur delikleri geniş ve triangulerdir. Proc. spinosus’ları kısa,yassı ve quadranguler şekildedir.Proc.mamillaris ve proc.accessorius olarak adlandırılan ilave çıkıntılara sahiptir.

Os sacrum (Kuyruk sokumu kemiği) :

Os sacrum, 5 adet sakral omur ve bunlar arasındaki disklerin kemikleşip birleşmesiyle oluşmuş büyük,trianguler-kama şeklinde bir kemik olup, iskelette iki os coxae arasına sokularak pelvis boşluğunun posterosuperior duvarını yapar. Böylece omurgayı desteklemekle kalmaz, pelvis’in stabilitesi ve sağlam­laşmasını da sağlar. Konkav ön yüzüne facies pelvina, konveks arka yüzüne facies dorsalis.os coxae’lerle eklem yapan üst yan yüzüne facies auricularis denir. Tabam (Basis) beşinci bel omuru, tepesi (Apex) koksiks ile eklem yapar. Pelvik yüzünde görülen transversal çizgisel çıkıntılara lineae transversae deliklere ise foratnina sacralia pelvina denir. Bu deliklerden dört çift sakral spinal sinir geçer.Bu yüzün üst orta bölümünde görülen ve S 1 ‘in cismi tarafından oluşturulmuş çıkıntıya promontorium denir. Arka yüzde beş ibik çıkıntı ile dört çift delik görülür.

Coccyx (Koksiks,kuyruk kemiği): Dört rudimenter koksigeal omurun birleşmesiyle oluşmuş küçük, trianguler bir kemiktir. Omurganın desteklenmesinde bir katkısı yoktur.

GÖĞÜS KEMİKLERİ (Ossa thoracis) :

“Göğüs kemikleri” başlığı altında göğüs kafesinin oluşumuna katılan kabur­galar, göğüs kemiği ile göğüs omurları incelenir.

KABURGALAR (Costac ):

Kaburgalar göğüs boşluğu içinde yer almış kalp akciğerler ve birçok büyük damarın en ideal şekilde çalışması ve korunması için oluşan göğüs kafesi nin (Compages thoracis) büyük bölümünü meydana getiren uzun ince çok az burulmuş eğri kemiklerdir. Arkada, omurganın göğüs bölümünü oluşturan omurlara bağlanan kaburgalar sağ-sol olarak 12 çifttir.

Kaburgalar, sternum (Göğüs kemiği)’a bağlanma özelliklerine göre iki gruba ayrılırlar:

*Kıkırdak bölümleri ile doğrudan sternum’a tutunan ilk 7 çift kaburga gerçek kaburga (Costae verae) olarak adlandırılır. Arka uçlan ile omurlara ön uçlar ile sternum’a tutunan bu kaburgalara vertebrosternal kabur­galar da denir.

*Son 5 çift kaburga yalancı kaburga (Costae spuriae) olarak adlandırı­lır. Bunların indirekt olarak sternum’a ulaşan üç çiftine vertebrokostal (veya uertebrokondral) kaburga,sternum’a hiç ulaşamayan son iki çiftine de yüzen kaburga (Costa fluctuantes) denir.

Canlıda ve kadavrada bir kaburganın iki bölümü vardır. Kostanın göğüs omur­larına bağlanan arka bölümü kemik (Os costale) , ön bölümü ise kıkırdak (Cartilago costalis) yapısındadır.  III-X. kaburgaların kemik bölümleri genel özellikleriyle birbirlerine benzerler. Bu 8 çift kaburga için TİPİK KOSTA terimi kullanılır. I,II,XI ve XII. kaburgalar da farklı özellikleri nedeniyle ATİPİK KOSTA olarak bilinir.

Bir tipik kaburganın özellikleri:

Tipik bir kaburganın kemik bölümünün arka ucuna extremitas dorsalis,orta bölümüne gövde (Corpus costae), ön ucuna da extremitas ventralis denir.

Extremitas dorsalis’te,omur cismi ve transvers çıkıntısı ile eklemleşecek caput ve tuberculum costae ile collum bulunur.

Bir açılanmaya sahip olan corpus costae’nin alt kenarına yakın olarak uzanan oluğa sulcus costae denir. Canlıda ve kadavrada bu olukta V.A.N.intercostalis’ler bulunur.

Ön uç, kıkırdak bölümle eklemleşir.

Sternum (Göğüs kemiği):

Sternum (Gr.stemon=göğüs), göğüs ön duvarının orta bölümünü oluşturan, hançer şeklinde, uzun bir spongiöz kemiktir. Sternum, önde orta hatta sadece deri, derialtı dokusu ve periost ile örtülmüştür. Yetişkinde 15-17 cm uzunluktadır. Kemik iliği incelemelerinde (Sternal ponksiyon) kullanılan sternum klinik öneme sahiptir.

Stemum’un manubrium,corpus ve proc.xiphoideus olmak üzere üç bö­lümü vardır. Manubrium,stemum’un diğer bölümlerine oranla daha geniş ve daha kalın olan üst bölümüdür. Clavicula’nın ön ucu manubrium ile eklemleşir.  Corpus sterni.sternum’un en uzun bölümü olup, manubrium’dan daha ince ve daha dardır. Manubrium ile corpus arasındaki birleşmeye manubriostemal eklem denir. Bu eklemleşmedeki hafif açılanma, angulus stemi (Louis açısı) olarak adlandırılır. İkinci kıkırdak kaburgalar bu düzeyde sternum’a bağlanır. Bu özellik kaburga sayımında önem taşır.

Proc.xiphoideus .stemum’un en küçük, en ince, en variasyonlu bölümüdür. Korpusa xiphosternal eklemle bağlanır.

KAFATASI (Cranium)

İnsan vücudunun.en üst pozisyondaki beyin ve duyu organlarını taşıyan bölümü baş (Caput) olarak adlandırılır.İşitme kemikçikleri ve dil kemiği hariç toplam 22 kemikten oluşan baş iskeletine kafatası (Cranium) denir.

Tüm omurgalılarda, kafatasının neurocranium ve splanchnocranium ol­mak üzere iki bölümü vardır. Neurocranium,beyinin yerleştiği cavum cranii’yi çevreleyen (kabaca saçlı deri altında kalan) kafatası bölümüdür. Baş’ta saçlı deri dışında kalan bölüm yüz (Facies) olarak adlandırılır. Splanchnocranium, yüz iskeletini oluşturan kafatası bölümüdür. İnsanlarda neurocranium,splanchnocranium’un 4 katı büyüklüktedir. Maymunlarda bu oran 1:1, at’ta 1:5′dir. Neurocranium / splanchnocranium oranının büyüklüğü beyinin gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılıdır.

Neurocranium , dört tanesi tek (Os occipitale.os sphenoidale,os frontale.os ethmoidale) iki tanesi çift (Os temporale.os parietale),SPİanchnocranİUtT) ise altı tanesi çift (Maxilla,concha nasalis inferior,os palatinum,os zygomaticum,os nasale. Os lacrimale). İki tanesi tek (Mandibula, vomer) oluşur.

NEUROCRANIUM (8 adet)

Os occipitale (1)

Os parietale (2)

Os frontale (1)

Os temporale (2)

Os sphenoidale (1)

Os ethmoidale (1)

YÜZ KEMİKLERİ (14 adet)

 Os nasale (2)

Os zygomaticum (2)

Maxilla (2)

Os palatinum (2)

Os lacrimale (2)

Concha nasalis inferior (2)

Vomer (1)

Mandibula (1)

 (Nörokranium kemiklerinin çoğunluğunun fek, splanchnocranium kemiklerinin çoğunluğunun çift olduğuna dikkat ediniz ).

1 .Neurocranium kemikleri (Ossa cranii) : 8 kemikten ibarettir.

a.Os frontale (Frontal kemik, alın kemiği) : Kafatasının ön üst bölümünde yer almış, göz yuvalan (Orbita)’nın üst bölümü ile alının şekillenmesini sağlayan, sığ bir şapkayı andıran bir kemiktir. Skuamoz, orbital ve naz al olmak üzere üç bölümü (Squama frontalis,pars orbitalis, pars nasalis) vardır. Squama frontalis, frontal kemiğin dikey konumda duran, dış yüzü konveks, en büyük bölümüdür. Squama frontalis’in dış yüzünde orta hattın iki yanında görülen kabartılara tuber frontale denir. Tuber frontale’lerin aşağısında açıklığı aşağıya bakan, kavisli kaş çıkıntılan (Arcus superciliaris) bulunur. Squama frontalis’i pars orbitalis’ten margo supraorbitalis ayırır. Os frontale içinde paranazal bir sinüs olan, mukoza ile kaplı havalı bir boşluk (Sinus frontalis) bulunur.

Doğumda frontal kemik iki parça halindedir. îki parça sutura frontalis (veya sutura metopica) ile birbirine bağlanır.

b.Os parietale (Parietal kemik,çeper kemik) :Neurocranium’un yan duvarlan ve tavanının büyük bir bölümünü oluşturan çift kemiktir. Tipik membranöz orijinli bir kemik olan os parietale koruma fonksiyonuna sahiptir.

Dış yüzündeki kabarıklığa tuber parietale denir. Kemiğin arka üst bölümündeki delikten parietal emissar ven geçer. Parietal kemik,önde frontal kemikle sutura coronalis, arkada oksipital kemikle sutura lambdoidea aracılığı ile birleşir.

c.Os occipitale (Oksipital kemik,ardkafa kemiği) : Kafatasının arka bölümünü oluşturan tek kemiktir. Tabanında kafatası boşluğu ile omurga kanalını birbirine bağlayan for.magnum adı verilen oval,büyük bir delik bulunur. Os occipitale,pars basilaris, 2 pars lateralis ve squama occipitalis olmak üzere 4 bölüme ayrılarak incelenir. For.magnum’un önünde kalan pars basilaris.os sphenoidale’nin cismi ile birleşir. For.magnum’un yanlarında yer alan pars lateralis’Ierin alt yüzlerinde atlas’la eklemleşen condylus occipitalis’ler bulunur. Squama occipitalis, oksipital kemiğin en büyük bölümü olup os parietale ve os temporale ile eklemleşir.Squama occipitalis’in dış yüzünün ortasındaki belirgin çıkıntıya protuberantia occipitalis externa (Antropolojik olarak İNİON noktasına uyar).denir.

d.Os temporale (Temporal kemik,şakak kemiği) : Neurocranium’un tabanı-ve yan duvarlarının oluşumuna katılan çift kemiklerdendir. Os temporale kitlesi içinde işitme ve denge organını taşıması yanında, bazı damar ve sinirlerin geçişine imkan sağlaması nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir.

Os temporale, pars squamosa, pars tympanica, pars mastoidea ve pars petrosa olmak üzere 4 bölüme ayrılarak incelenir.

.Pars squamosa, temporal kemiğin en büyük bölümü olup ince bir yaprak şeklindedir. Dış yüzünün alt bölümünden çıkarak öne doğru uzanan çıkıntıya proc.zygomaticus denir. Proc.zygomaticus.yanak kemiği ile birleşerek arcus zygomaticus’u oluşturur. Processus zygomaticus’un arka alt bölümünde,altçene kemiğinin kondili ile eklem yapacak olan fossa mandibularis bulunur.

• Pars tympanica, temporal kemiğin en küçük bölümü olup porus acusticus externus (Dış işitme deliği)’u çevreler.

• Pars mastoidea, temporal kemiğin arka bölümünü oluşturur. İçinde cellulae mastoideae (Mastoid havalı hücreler)’ler bulunur. Pars mastoideanın aşağıya doğru uzanan konik çıkıntısına proc.mastoideus denir.

• Pars petrosa,kafatası tabanında.oksipital ve sifenoid kemikler arasına sokulan,kama şeklinde bir bölümdür. Oldukça sert, kompakt kemik yapısında olan pars petrosa içinde,işitme ve denge ile ilgili yapılar bulunur.

Pars petrosa’nın bir tepesi, üç yüzü vardır. Alt yüzünden aşağıya-öne doğru uzanan ince çıkıntıya proc.styloideus denir. Arka yüzün ortasında porus acusticus internus (îç işitme deliği) yer alır. Pars petrosa içindeki orta kulağa ait boşluk cavitas tympanica (Timpanik boşluk) olarak adlandırılır, îşitme kemikçikleri (Malleus, incus, stapes) burada bulunur.

• Os sphenoidale (Sifenoid kemik,temel kemik) :Kafatasını oluşturan kemiklerin birçoğu ile eklem yapan sifenoid kemik,basis cranii (Kafatası tabanı)’nin ortasında bulunur. izole olarak incelendiğinde kanatlarını açmış bir yabanarısı veya yarasaya benzer;basis cranii’de ise bağlantı kurduğu kemikler arasında bir kama gibi durur.

Os sphenoidale’nin 4 bölümü vardır:

.Sifenoid kemik cismi (Corpus ossis sphenoidalis)

.Büyük kanatlar (Alae majores)

.Küçük kanatlar (Alae minores)

.Kanatsı çıkıntılar (Proc.pterygoidei)

Kemiğin ortasındaki içi boş, kübik bir kutuya benzeyen bölüme corpus denir. Korpus içindeki boşluk sinus sphenoidalis olarak adlandırılır. Sinus sphenoidalis.paranazal sinüslerden biridir. Korpus’un üst yüzündeki.tüm üst yüz oluşumları (Tuberculum sellaejossa hypophysialis vb.) bir Türk eyerini andırdığı için sella turcica olarak adlandırılır.

Küçük kanatlar.korpusun ön-üst bölümünden iki kökle başlayıp,öne ve yanlara doğru uzanan trianguler oluşumlardır.Herbir kanadın iki kökü arasında canalis opticus oluşur.

Korpusun yan yüzlerinden çıkarak,dışyana ve kavis yaparak yukarıya doğru uzanan geniş,sağlam çıkıntılara alae majores (Büyük kanatlar) denir.Büyük kanatlar.fossa cranii media’nm büyük bir bölümünü oluşturur. Büyük kanatlar üzerinde damar ve sinirlerin geçişine olanak sağlayan önemli delikler (Foramen ovale,for.spinosum,for.rotundum) bulunur.Büyük ve küçük kanatlar arasında fissura orbitalis superior. büyük kanatın ön kenarı ile maxilla’nin orbital yüzü arasında da fissura orbitalis inferior oluşur.

Kanatsı çıkıntılar,korpus ile büyük kanatların birleşme yerinden başlayıp aşağıya doğru uzanırlar.Çıkıntıların tabanı. canalis pterygoideus (Vidius kanalı) ile delinmiştir.

.Os ethmoidale (Etmoid kemik,kalbursu kemik) :Etmoid kemik.neurocra-nium oluşumuna katılan tek kemiklerden biri olup, basis cranii’nin ön bölümünde incisura ethmoidalis’e sokulmuş olarak sifenoid kemiğin önünde yer alır. Os ethmoidale, burun boşluğunun tavanı. dışyan duvarları. burun bölmesi ile sağ-sol orbitaların içyan duvarlarının oluşumuna katılır.

Etmoid kemik,dört bölüme ayrılarak incelenir.

.Delikli bir levha tarzındaki horizontal bölümüne lamina cribrosa denir.Buradaki deliklerden koku sinirleri geçer.

.Yassı,ince,dört köşe bir levha tarzındaki dikey bölümüne lamina perpen-dicularis denir.

.Lamina cribrosa’nın iki yanına bağlanmış yan kitleler, labyrinthus eth-moidalis olarak adlandırılır.Labirintler içinde etmoidal havalı hücreler (Cellulae ethmoidales) bulunur. Burun .üst ve orta konkaları da etmoidal labirintlere aittir.
2.Splanchnocranium kemikleri (Yüz kemikleri) :

a.Maxilla (Maksilla, üstçene kemiği): Neurocranium iskeletinde sifenoid kemiğin ”anahtartaş”(Keystone) rolünü üstlenmesi gibi, maxilla’da yüz kemikleri arasında anahtar rol üstlenmiş çift kemiktir.Herbir maxilla,diğer maxilla ile birleştiği gibi,os nasale.os zygomaticum, concha nasalis inferior ve os palatinum’la da eklemleşir. (Yüz kemiklerinden sadece mandibula, maxilla ile eklem-leşmez) Maksilla.ağız boşluğunun tavanını.orbita’nın tabanını, burun boşluğunun tabanı ve dışyan duvarının oluşumuna katılır.içinde,paranazal sinüslerin en büyüğü olan sinus maxillaris bulunur.

Maxilla run bir cismi.dört çıkıntısı vardır.

• Corpus maxillae (Üstçene kemiği cismi) : Maksilla’nın merkezi bölümü olup içinde sinus maxillaris bulunur. Korpusun ön,infratemporal. orbital ve nazal olmak üzere 4 yüzü vardır. Ön yüz ile orbital yüzü birbirinden ayıran margo infraorbitalisln aşağısında görülen deliğe for. infraorbitalis denir. Orbital yüzde. bu deliğe bağlanan sulcus-canalis infraorbitalis bulunur.

• Proc.frontalis yukarıya doğru uzanarak os frontale ile eklemleşir.

• Proc.zygomaticus.korpustan dışyana doğru uzanan irregüler piramidal bir çıkıntı olup os zygomaticum ile eklem yapar.

• Proc.alveolaris. korpusun aşağıya doğru bir uzantısı olup karşı taraf maksilla ile eklemleşerek arcus alveolaris superior (Üst diş kemeri)’u oluşturur.

• Proc.palatinus,maksilla cisminin içyan yüzünün en alt bölümünden çıkarak içyana doğru horizontal olarak uzanan kalın,sağlam bir çıkıntıdır.Karşı eşi ile birleşerek sert damak (Palatum durum) ve burun boşluğu tabanının ön 2/3 unü oluşturur.

b.Os zygomaticum (Elmacık kemiği) :Kafatasının en güçlü kemiklerinden biri olup orbita’nın alt-dış bölümünde yer alır.Splanchnocranium ile neurocranium arasındaki bağlantıyı kuran bir köprü kemik olarak kabul edilir.

Os zygomaticum.proc.frontalis’i ile frontal kemiğe,proc.temporalis’i ile temporal kemiğin proc.zygomaticus’una,gövdesi ile de maksillaya bağlanır.

c.Os lacrimale (Gözyaşı kemiği) :Orbita’nın içyan duvarında,maxilla’nin proc.frontalis’inin arkasında yer alan ince bir kemiktir.Sağ-sol iki tanedir.

d.Os nasale (Burun kemiği) :Çift,yassı,küçük kemikler olup.maksillaların proc.frontalis’lerinin arasında yer alır.

e.Os palatinum (Damak kemiği) :Maksiljalar ve sifenoid kemiğin piterigoid çıkıntıları arasında yer alan L şeklinde çift kemiktir. Kemiğin yatay duran bölümüne lamina horisontalis, dik duran bölümüne ise lamina perpendicularis denir. Lamina horisontalis. sert damağın 1/3 arka bölümünü,lamina perpendicularis ise burun boşluğunun dışyan duvannın arka bölümünü oluşturur. Lamina horisontalis’in posterolateral açısına yakın olarak bulunan delikler foramina paiatinae majores et minores olarak adlandırılır.Bu deliklerden a.palatina descendens.n.palatinus major et minor’un dalları çıkar.

f.Mandibula (Altçene kemiği) :Mandibula,yüz iskeletini oluşturan kemiklerin en büyüğü ve en sağlamı olup baş iskeletinin de tek hareketli (İşitme kemikçikleri ile dil kemiği hariç tutulmuştur) kemiğidir.

Mandibula’nın sağ-sol yarımları gelişim esnasında symphysis menti’de birleşmişlerdir. Mandibula, corpus ve ramus mandibulae olmak üzere iki bölümden oluşur. Corpus ve ramus arasında oluşan açıya angulus mandibulae denir. (Antropolojik bir nokta olan gonion buraya tekabül eder).

Herbir ramus’un üst ucunda, derince bir çentik olan incisura mandibulae ile birbirlerinden ayrılmış iki çıkıntı bulunur. Bunlardan, ince ve önde olanı proc.coronoideus, kalın ve arkada olanı proc.condylaris olarak adlandırılır. Os temporale’deki fossa mandibularis’le eklemleşen proc.condylaris’in yuvarlak ucuna caput mandibulae denir.

Ramus mandibulae’nin iç yüzünde görülen for.mandibulae,canalis mandibulae ile uzanır.Bu kanal korpustaki for.mentale’ye açılır. Canalis mafıdibulae’den n.et vasa alveolaris inferiorlar geçer. Corpus’un pars alveolaris olarak adlandınlan üst bölümü, altçene dişlerinin yer aldığı arcus alveolaris’i oluşturur. Korpusun ön yüzünde‘ortada görülen çıkıntıya protuberantia mentalis denir.

g.Os hyoideum (Dil kemiği) : Gırtlağın üst kısmında.dil kökünün aşağısında yer alan, U şeklinde,küçük bir kemiktir.Bir cismi,iki boynuzu (Comu majus et minus) vardır.

BİR BÜTÜN OLARAK CRANİUM

Kraniumu oluşturan kemikler, mandibula hariç aralarında fibröz eklemlerin sutura tipi ile birleşmişlerdir.

İnsan craniumu yuvarlağa yakın bir şekildedir.Bunun 3 temel nedeni vardır:

* Beyinin büyüklük ve şekli

* Cranium’a yapışan kasların etkisi

* İnsanın iki ayak üzerinde duruşu

Kraniumun yuvarlağa yakın bir şekilde olması insanlara iki önemli avantaj sağlamıştır.

1. Omurga üzerine oturmuş olan başın, dengesini sağlaması kolaylaşmıştır.

2.Cranium’un yuvarlaklaşması nedeniyle insanlarda hayvanların aksine splanchnocranium.neurocranium’un altında yer almış,bu ise insanlara öne ve uzaklara bakabilme olanağı sağlamıştır,

Kranium bütünü, calvaria,basis cranii ve cranium’un dıştan görünüşü başlıkları altında incelenir.

a.CALVARIA (Kalvarya,Kubbe,norma verticalis) :

Başın üstten görünüşü olarak tanımlıyabileceğimiz bu bölüm aslında önde arcus superciliaris ile arkada protuberantia occipitalis extema’dan geçirilen düzlemin üstünde kalan kranium parçasıdır.Bu şekilde calvaria. önde os frontale’nin squama frontalis’i,ortada os parietale,arkada os occipitale’nin squama occipitale’si ile yanlarda squama temporalis’ten oluşmuştur.

Yetişkin bir kişinin kalvaryasında belli başlı şu suturalar görülür:

• Sutura sagittalisrOrta hat üzerinde.iki os parietale’nin birleştiği eklemdir.

• Sutura coronalis:(L.corona-taç).Os parietale’nin ön kenarı ile os frontale’nin squama frontalis’inin birleştiği eklem olup sağ-sol iki bölümü taç şeklindedir.

• Sutura lambdoidea:(X şeklinde birleşme).İki os parietale’nin arka kenarları ile squama occipitalis’in yan kenarlan arasındaki eklemdir.

• Sutura sphenofrontalis:Ala major ve squama frontalis arasında oluşmuş eklemdir.

• Sutura sphenoparietale:Ala major ve os parietale arasında oluşmuş eklemdir.

ÇOCUKLARDA KALVARYA:

Çocuk kalvaryasını oluşturan kemik kenarlan,düzdür ve aralarındaki bağlantı gevşek bağ dokusu aracılığı ile gerçekleşir.Kemiklerin köşelerine doğru,kemikleşmesi tamamlanmamış alanlar vardır.Bu alanlara fontanella (Fonticulus=bm-gıldak) denir.Doğum esnasında,gerek tanı ve gerekse sabit pelvis çatısına başın uyumu yönünden fontaneller önem taşır.

Çocuk kalvaryasında bulunan bıngıldaklar:

1.Fonticulus anterior (major): Sutura coronalis ile sutura sagittalis’in kesiştiği yerde bulunur.Antropolojik olarak BREGMA noktasına uyan bu fontikulus için BREGMA BINGILDAĞI da denir.

2.Fonticulus posterior (minor):Sutura sagittalis ile sutura lambdoidea’nm kesiştiği yerde bulunur.(LAMDA BINGILDAĞI).

3.Fonticulus anterolateralis:Os parietale.ala major ve os frontale’nin birleştiği yerde (Pterion) bulunur.

4.Fonticulus posterolateralisOs parietale,squama occipitalis ve pars mastoidea ossis temporalis’in birleşim yerinde (Asteıion) bulunur.

b. BASİS CRANİİ (Kafa tabanı) :

Kafa tabanı,calvaria’yı kaldırınca görüldüğü gibi BASİS CRANİÎ ÎNTERNA ve mandibula hariç diğer cranium kemiklerince oluşturulmuş hali ile alttan bakıldığında BASİS CRANİİ EXTERNA olarak incelenir.

•Basis cranii interna: Çukur bir boşluk şeklinde olan basis cranii intema canlıda ve kadavrada beyin tarafından doldurulur.Bu nedenle,beyine ulaşan ve beyinden çıkan damar-sinirlerin geçişine olanak verecek şekilde delinmiştir.

Üç bölüme ayrılarak incelenir.

1.Fossa cranii anterior (On boşluk) :Os sphenoidale’nin tuberculum sellae’si ile ala minor’[ann arka kenarlarının önünde kalan .diğer boşluklara göre daha yüksekçe duran bölümdür.Burada Jor.caecum,crista galli,lamina cribrosa,foramina cribrosae ve canalis opticus dikkati çeker.

2.Fossa cranii media (Orta boşluk):Önde ortada os sphenoidale’nin tuberculum sellaesı.yanlarda ala minor’un arka kenarı,arkada ortada dorsum sellae ve yanlarda os temporaie’nin pars petrosa’sının üst kenarı arasında kalan alandır.

Burada bulunan önemli delikler: For. rotundum, for. ouale, for.spino-sum .for. lacerum .fissura orbitalis superior.

3.Fossa cranii posterior (Arka boşluk):Dorsum sellae ve sağ-sol pars petrosa’ların üst kenarlarının arkasında kalan çukur alandır.

Burada bulunan önemli delikler : For.magnum,for.jugulare.canalis hypoglassi.porus acusticus internus.

• Basis crani externa :Mandibula çıkarıldığında.baş iskeletinin tabanının alt yüzü (Basis cranii externa) 3′bölüme ayrılarak incelenir.

.Ön kısım (Damak bölümü):Sert damağın arka kenarının önünde kalan bölümdür.

.Orta kısım (Yutak kısmı):Proc.mastoideus’un tepesi ve for.magnum’un ön kenarından geçirilen çizgi ile sert damağın arka kenarı arasında kalan alandır.

.Arka kısım (Oksipital bölüm):Orta bölümün arka sınırı ile protuberantia occipitalis externa arasındaki bölümdür.

KRANİUMUN DIŞTAN GÖRÜNÜŞÜ: Yandan (Norma lateralis) ve önden görünüş (Norma facialis) olmak üzere iki şekilde incelenir.Her norma’da önemli boşluklar ve çukurluklar bulunur.

Norma lateralis Yandan görünüşte üç önemli çukurluk bulunur.

1.Fossa temporalis:Arcus zygomaticus’un üzerinde kalan çukurluktur.

2.Fossa infratemporalis (Şakak altı çukuru):Fossa temporalis’in altında.ramus mandibulae’nin iç yanında yer alır. Önemli kas.damar ve sinirleri taşır.

3.Fossa pterygopalatina:Fossa infratemporalis’in iç yanında bulunan küçük fakat önemli bir boşluktur.

Norma facialis :Önden görünüşte üç önemli boşluk bulunur.

l.Orbita (Göz çukuru) ıGörme organına ait yapıları taşır.(Ayrıntıları duyu organları bölümünde anlatılmıştır), ön açıklığına aditus orbitae denir.

2.Cavitas nasi (Burun boşluğu) :ön açıklığına apertura piriformis,arka açıklığına choanae narium denir. Canlıda ve kadavrada koku organı ile solunum yolunun başlangıç bölümünü taşır.

3.Cavitas oris (Ağız boşluğu) :Alt duvarı yumuşak dokulardan yapılı olan bu boşluk sindirim kanalının başlangıcını taşır. (Ayrıntıları sindirim sistemi bölümünde anlatılmıştır).

DİĞER ANATOMİ KONULARI İÇİN TIKLAYINIZ