free website hit counter code
W3vina.COM Free Wordpress Themes Joomla Templates Best Wordpress Themes Premium Wordpress Themes Top Best Wordpress Themes 2012

BİTKİ ANATOMİSİ (LAB-II)

By on 4-11-2013 in ANATOMİ

Share

 
 

GÖVDE

Gövde: Bitkilerin genellikle toprak üstünde gelişen, yaprak, dal ve üreme organı gibi yapılan oluşturan ve bunları taşıyan sürgününe gövde denir. Ancak toprak altında gelişen rizom, soğan (bulb), sert soğan (kormuş), yumru (tuber), sürünücü gövde (stolon) gibi toprak altında gelişen gövdeler de bulunur. Bunlara ek olarak sukkulent, sülük ve diken gövdeler de gelişebilir. Gövdelerin yaptığı işleve göre gelişen bütün bu gövde tiplerine metamorfık (değişim) gövde adı verilir.

Gövde gelişiminin en yalın şekli, başka bir deyişle gövdeyi andıran en yalın yapı Bryophvta’larda (karayosunlan) ortaya çıkmıştır.

Eğrelti otlarından Lycopodium (kibrit otları) uzun ve dallanmış aynı zamanda küçük yapraklar bulunduran ve sekonder gelişme göstermeyen, iletim demetleri içeren tipik gövdelere sahiptir. Yine eğreltilerden olan Equisetum (atkuyrukları) rizom tipi yapraklı gövdelere sahiptir ve bu gövdelerden ek kökler çıkmaktadır. Ayrıca bu gövdelerin nodyumlarmdan oldukça dallanmış, verimsiz yeşil dallar çıkar ve bunların ucunda verimli sporofil başakları gelişir.

 
 

 Şekil. Atkuyruğu (Equisetum) bitkisi gövde enine kesiti (Yentür ve ark.,2001).

En gelişmiş gövdeler ise tohumlu bitkilerde bulunmaktadır. Tohumlu bitkilerde ilk gövde tohumda bulunan embriyonun plumula denen gövde taslağı kısmından gelişir. Genel olarak gövde uçtan büyür ve apikal ve interkalar meristemin aktivitesi ile düzenlenir ve denetlenir. Gövde ucundaki apikal meristem, bitkilerin bulunduğu iklimsel koşullara göre çoğu zaman tomurcuk pulu denen yaprakçıklarla örtülüdür. Tomurcuk pulları ile örtülü bu yapının tamamı tepe tomurcuğu (apikal tomurcuk) adını alır. Gövdenin dış morfolojisi incelendiğinde, kökten ayrı olarak düğüm (nodyum) ve düğümarası (internodyum) ayırımı gösterir. Bilindiği gibi, düğüm bölgelerinden yaprak, dal ve çiçek gibi yapılar gelişir. İnternodyum iki düğüm arasına verilen isimdir. Yine gövdelerde değişik yapı ve fonksiyonlu tüyler, stomalar, emergensler, bitkinin yaşadığı ortama göre değişen kalınlıkta kutikula tabakası gibi yapılar da bulunabilir.

Tohumlu bitkilerin gelişme gösteren sırasına göre açık tohumlu (Gymnospermae) bitki gövdeleri trake içermeyen ve az oranda parankima içeren yalın, sade bir anatomik yapı gösterirken, kapalı tohumlubitki (Angiospermae) gövdeleri daha karmaşık bir anatomik yapıya sahiptir. Kapalı tohumlu bitki gövdeleri de Magnoliopsida (Dicotiledones- iki çenekli) bitki gövdeleri ve Liliopsida (Monocotiledones- bir çenekli) gövdeleri şeklinde ayrılmaktadır.

Laboratuarda inceleme sırası konifer (açıktohumlu bitki) gövdesi, odunlu Magnoliopsida gövdesi, sarılıcı Magnoliopsida gövdesi, otsu Magnoliopsida gövdesi ve Liliopsida gövdeleri şeklinde olacaktır.

KONİFER GÖVDESİ

Açıktohumlu (Gymnospermae) bitkilerin bir sınıfını oluşturan konifer gövdelerine örnek olarak Pinus (çam) incelenecektir.

Genç Pinus gövdesinin enine kesitinde en dışta kutikula ve onun altında bir veya birkaç tabakalı ve oldukça kalın çeperli epidermis yer alır.

Epidermis altında, daha alt tabakalarda oluşan mantar kambiyumu epidermise doğru oldukça zarar görerek bozulmuş mantar dokusunu verir. Korteks parankimatik bir dokudur ve taninli pek çok hücre taşır. Gövde korteksinde hücrelerin birbirinden ayrılması ile oluşan şizogen kökenli reçine kanalları bulunur. Reçine maddesi kanalın etrafını kuşatan canlı epidermis hücrelerinden bu reçine kanallarına salınır. Kalburlu hücreler, albuminli hücreler ve parankimadan oluşan floem dokusu korteksi ardışık olarak yer alır. Bilindiği gibi, Gymnospermae’de kalburlu borular ve arkadaş hücreleri bulunmaz. Floem ve ksilem arasında birkaç tabakalı, ince uzun, sıkı dizilmiş hücrelerden oluşan kambiyum tabakası bulunur. Bu tabaka sürekli olarak dışa doğru floemi ve merkeze doğru ksilemi verir.

Şekil . Bir yıllık Pinus gövdesinin enine kesiti (Yentür ve ark.,2001).

Sekonder büyüme sırasında ilk oluşan floem etkinliğini zamanla yitirir (inaktif floem), kambiyuma yakın olanları görevini sürdürür (aktif floem). Kambiyumdan sonra merkezi kısımda ksilem yer alır, ksilemi trakeidler ve ışın parankiması oluşturur. Gymnospermlerde trake bulunmaz. Kambiyumun mevsimsel etkinliğine bağlı olarak her yıl merkeze doğru ürettiği sekonder ksileme “odun” denir.

İlkbaharda geniş lümenli, ince çeperli ve büyük boyutlu hücrelereden oluşan açık renkli ilkbahar odunu (erken odun) gelişir. Bunun nedeni, ilkbaharda metabolik olayların daha fazla ve daha hızlı olmasındandır. Bunu ardışık olarak takip eden sonbahar odunu (geç odun) ise küçük boyutlu, kalın çeperli ve dar lümenli hücrelerden oluşur. Yapısı daha yoğun ve koyu renklidir. Bu durum sonbaharda metabolik olayların yavaşlamasından ileri gelmektedir. İlkbahar v e s onbaharda oluşan bir yıl halkasını, sekonder büyüme ile ikinci yıl gelişen ilkbahar ve sonbahar odunundan oluşan ikinci yıl halkası izler. Bu durumun her yıl tekrarı sonucu dıştan içe doğru ağacın çapı artar. İlk oluşan odun merkezde, daha sonra oluşan odun halkaları ise çevreye doğrudur. Yani en yeni odun (ksilem) kambiyuma bitişiktir

Şekil.Pinus (çam) odunundan enine kesitte ilkbahar ve sonbahar odunu.

İlkbahar ve sonbahar odunu ksilemdeki yaş halkalarım oluşturur. Yaş veya sene halkalarının genişliği ağacın büyüme hızı ile büyüme mevsimine ve çevresel faktörlere bağlıdır. Ayrıca büyüme şartlarında oluşan değişiklikler de bunu etkiler. Ksilemde hem horizontal (enine, yatay) hem de vertikal (boyuna, dikey) sistemlerde çok sayıda reçine kanalı da bulunur. Reçine kanalları, genellikle reçine üreten parankima hücrelerinin birbirinden ayrılmasıyla ortaya çıkan hücreler arası boşlukların birleşmesiyle oluşurlar. İlkbahar ve sonbahar trakeid hücrelerinin yalnız ışınsal çeperlerinde kenarlı, ışın parankiması ve buna komşu trakeid hücreleri arasında yarı kenarlı, ışın parankiması hücreleri arasında basit geçitler bulunur. Gimnospermlerde özellikle Pinus odununda ksilem ışınları çok karakteristik olup, odun ışını ya yalnız parankima hücrelerinden ya da parankima ve trakeidlerden oluşur. Odun ışını trakeidleri her yöne bakan kenarlı geçitler içerir. Gövdenin merkezini ise parankimadan oluşan öz doldurur. Öz hücreleri ince çeperlidir ve aralarında hücre arası boşluklar bulunmaktadır.

Boyuna ışınsal kesitte, Pinus‘un ksilem kısmı daha fazla trakeidden oluşur. Dikey olarak görülen ilkbahar trakeidleri geniş çaplı ve ince çeperlidir. Üzerlerinde iç içe iki daire şeklinde kenarlı geçitler bulunur.

Şekil. Pinus gövdesinden boyuna ışınsal kesitte odun (ksilem) dokusu.

Sonbahar trakeidleri ise dar ve çeperleri kalındır. Kenarlı geçitler üstten küçük gözükürler. Yatay dizilen odun ışını trakeidleri tek veya iki tabakalı olabilir. Çeperleri oldukça kalın ve girintili çıkıntılıdır. Bunlar da yalnız kenarlı geçitler içerir. Odun ışını trakeidi ile odun ışını parankiması arasında yarı kenarlı geçitler bulunur. Geçidin dar tarafı trakeid, geniş tarafı ise parankima tarafında bulunur. Odun ışını parankiması tek veya çok tabakalı olabilir. Hücreleri ince çeperli, belirgin çekirdekli, bol sitoplazmalıdır ve geçitleri basittir. Pinus gövdesinin boyuna teğetsel kesiti incelendiğinde, odun kısmının çoğu boyuna sıralar halinde dizilen trakeidlerden oluştuğu görülür. Bu trakeidlerde toruslan belirgin çok sayıda kenarlı geçitler bulunur. Trakeidlerin çeper uçları gittikçe incelir ve birbiriyle bırleşebilirler. Trakeidlerin birbiri arasına girdiği kısımlar daha fazla geçit ihtiva edebilmektedir. Odun ışını trakeidi ve odun ışını parankiması trakeidler arasında mekik şeklinde yerleşmişlerdir. Mekiğin sivri uçlarında bulunan odun ışını trakeidi tek hücrelerden oluşmuştur. Torusu belirgin kenarlı geçitler bol bulunur. Odun ışını parankiması birbirini izleyen birkaç hücreden oluşmuştur. Çekirdekleri belirgin ve sitoplazmaları boldur. Madde alış verişi basit geçitlerle yapılır.

ODUNLU MAGINOLIOPSIDA GÖVDESİ (ODUNLU DİKOTİL GÖVDESİ)

Enine kesitte odunlu Magnoliopsida gövdeleri çok farklılık gösterir. Bunlara ömek olarak Tilia (ıhlamur) gövdesi incelenecektir. Enine kesitte Tilia gövdesinin en dışında bazen tek sıra halinde zarar görmüş epiderma bulunabilir. Bunun altında düzenli sıralar halinde fellem (mantar) ve fellojen (mantar kambiyumu) hücrelerinin oluşturduğu periderm (sekonder koruyucu doku) yer alır. Epidermis ve mantardan oluşan yapıya kabuk adı verilir. Peridermin altında çok sıralı, çeperleri kalın, lümenleri küçük kollenkima yer alır. Kollenkimanın altında ise korteks yer alır. Bu doku parankima hücrelerinden oluşmuş olup floeme kadar devam eder. Korteksi oluşturan parankima hücrelerinde klorofil içerenleri bulunabilir. Korteksten sonra kalburlu boru, arakadaş hücreleri, floem parankiması ve gruplar halinde floem sklerenkimasından oluşan floem dokusu yer alır. Floem parankiması hem nişasta hem de kristal içeren hücreler ihtiva edebilir. Floemi takiben düzenli sıralanmış, 4 -5 sıra halinde kambiyum dokusu yer alır. Bilindiği gibi, kambiyum dokusu içe doğru periyodik olarak her yıl yeni ksilemi üretir. Bilindiği gibi ksileme odun adı verilir.

Angiosperm odununda trake, trakeid, ksilem parankiması ve ksilem sklerenkiması gibi ksilemin bütün elemanları bulunabilir. Dolayısıyla Angiosperm odunu Gimnosperm odununa göre daha komplekstir. Angiospermlerde de ilkbaharda oluşan odun (erken odun) dokusunun hücreleri geniş lümenli, ince çeperli ve büyük boyutludur ve ilkbahar odunu açık renkli gözükür. Daha önce de açıklandığı gibi, bunun nedeni, ilkbaharda metabolik olayların daha fazla ve daha hızlı olmasındandır.

Şekil. Odunlu dikotil bitkilere ait gövde enine kesitleri. A. Sığla (.Liquidambar) , B. Çınar (Platanus), C. Hanımeli (.Lonicera), D. Akasma (Clematis).

Bunu takip eden sonbahar odunu (geç odun) ise küçük boyutlu, kalın çeperli ve dar lümenli hücrelerden oluşur. Yapısı daha yoğun ve koyu renklidir. Bu durum sonbaharda metabolik olayların yavaşlamasından ileri gelmektedir. İlkbahar ve sonbaharda oluşan bir yıl halkasını, sekonder büyüme ile ikinci yıl gelişen ilkbahar ve sonbahar odunundan oluşan ikinci yıl halkası izler. Bu durumun her yıl tekrarı sonucu dıştan içe doğru ağacın çapı artar. İlkbahar ve sonbahar odunu ksilemdeki yaş halkalarını (sene halkası) oluşturur. Bazı bitkilerde bu sene halkaları belirgin olduğu halde bazılarında çok belirgin değildir.

Şekil. Ihlamur (Tilia)’un iki senelik dalından alınmış enine kesit (A) ve gövdenin sekonder şematik yapısı (B).

Angiosperm odununun ışınları yalnız parankima hücrelerinden oluşmuştur. İlk gelişen odun merkezde, daha sonra gelişen sene halkaları kambiyuma doğru sıralanır. Gövdenin merkezini hücreleri gevşek dizilmiş ve aralarında hücreler arası boşluk bulunan parankimatik öz doldurur.

Angiosperm odunda da hem vertikal hem de horizontal sistemini* şizogen, lizigen, reksigen gibi hücreler arası boşluklardan oluşan salgı kanalları bulunabilmektedir. Bitkilerin türüne göre bu kanallardan zamk, reçine, yağ, musilaj, lateks (süt) ve benzeri maddeler salgılanabilir.

Şekil. Tilia (ıhlamur) gövde enine kesitinde ilkbahar ve sonbahar odunu.

Şekil. Odunsu dikotil bitki gövde enine ve boyuna kesiti ve sene halkalar.

Tilia‘mn en önemli özelliği öz ışınlarının floerade huniyi andırır bir şekilde genişlemesidir. Primer öz ışınları hemen korteksten başlayıp kambiyum dokusuna doğru daralmakta ve ksilemde iki sıralı hücre dizisi halinde öze ulaşmaktadır. Sekonder öz ışınları ise tek sıralı hücre dizisi halinde ksileme yakın floem kısmından ksileme uzanır ve çoğunlukla öze kadar devam etmez .

Tilia‘nın odun elemanlarından trakeidlerin iki ucu sivri, ince, uzun ve çeşitli tipte kalınlaşmalar gösteren hücrelerdir. Trakeler ise üst üste dizilmiş ve aradaki bölme tabaka erimiş çok sayıda hücrelerden oluşmuş geniş ve açık borulardır.

Şekil. Akçaağaç odun yapısının blok diyagramı, B. Şematik bir odun kesitinin kısımları –

Bunlarda halkalı veya sarmal şekilde sekonder çeper kalınlaşmaları görülebilmektedir. Uçlarında basit veya skalarifom şekilli perforasyon tablaları bulunabilir. Destek işlevi gören sklerenkima hücreleri fusiform (iğ biçimli) ve etkinliğini yitirmiş basit geçit içerir. Ksilemin bir diğer elemanı olan parankima canlı, ince çeperli, belirgin nukleuslu, bol sitoplazmalı ve basit geçitleri bulunan hücrelerdir.

SARILICI MAGNOLIOPSIDA GÖVDELERİ

Duvar sarmaşığı (Hedera) lohusaotu (Aristolochia) kabak (Cucurbita) gibi bitkilerin gövde enine kesitlerinde sarılıcı olmayanlara göre bazı farklılıklar görülebilir. Örneğin, Aristolochia‘nın bir yıllık ve yaşlı gövde enine kesiti incelendiğinde; dıştan içe doğru kutikulayı, tek sıralı epidermis, klororplastlı korteks kollenkiması ve kloroplastlı korteks parankimasından oluşan korteks, tek sıra hücreden oluşan nişasta kını, çok tabakalı perivaskular sklerenkima halkası, dairesel düzenlenmiş tek sıra halinde ve geniş intervaskular alanlı açık kolleteral demetler takip eder ve merkezde parankimatik öz bulunur. Sklerenkima ile vaskular demetler arasında bol miktarda parankima hücresi bulunur. İletim demetinin floem kısmı kalburlu boru, arkadaş hücresi ve parankimadan oluşur. Floemde lif hücreleri bulunmaz. Aradaki vasküler kambiyumdan sonra gelen ksilem ise trake, trakeid, sklerenkima ve parankima içerir.

Bilindiği gibi sarılıcı gövdeye sahip Cucurbita‘nın önemli özelliklerinden biri de bikollateral (ksilemin iki tarafında floem bulunur) demet tipine sahip olmasıdır. Gövde enine kesiti inceleme yapıldığında demetlerin iki daire sırası şeklinde dizildiği görülür. Genel olarak en dışta epidermis, sırası ile parankimatik dış korteks, perivasküler sklerankima halkası ve parankimatik temel dokuya gömülmüş, kambiyum içeren açık bikollateral demetler yer alır. Merkezi bölgede ise ileri evrelerde yıldız şeklinde öz boşluğu ile kaplanır. Yıldızın kollan arasındaki demetler büyük, kolların ucunda olan elementler ise küçüktür. Ayrıca dallanan sülüklerle tırmanma özelliğine de sahiptir.

Laboratuarda Yapılacak İşlemler:

1. Pinus‘un genç sürgünlerinden enine, boyuna ve teğetsel kesitler alarak gövdenin ayrıntılı kısımlarını inceleyiniz. Bu işlemi hazır preparatta da yaparak ayrıntılı şekillerini çiziniz.

2. Hazır preparatta Tilia‘ nın gövde kesitinde anatomik yapısını inceleyerek şeklini çiziniz.

3. Duvar sarmaşığının gövdesinden enine kesit alarak inceleyiniz ve ayrıntılı şeklini çiziniz.

4. Kabak tohumlarını belli bir süre bir saksıda veya petri kabında çimlendiriniz ve gövdesinden enine kesit alıp inceleyiniz ve şeklini çiziniz.

Otsu Magnoliopsida Gövde Enine Kesiti Örnekleri.

Şekil. Sarılıcı dikotil bitkilerden Aristolochia gövdesinden enine kesitte Primer (A) ve sekonder (B) yapı, ks, ksilem. f, floem. k, kambiyum. psk, perivasküler sklerenkima halkası, p, periderma. pi, primer öz ışını, kh, kambiyum halkası, sı, odun ışını.

 

Şekil.  Cucurbıta gövde enine kesitinin genel görünümü (Yentür ve ark.,2001).

Şekil. Cucurbita (kabak) bitkisinin gövdesinden enine kesit (Yentür ve ark.,2001).

Şekil. A. Digitalis (yüksük otu), B. Artemisia, C. Helianthus annuus (ayçiçeği) gövde enine kesitinin genel şekli.

L iliopsida Gövde Enine Kesiti Örnekleri.

Şekil. Zea mays, B. Triticum grandiflomm, C. Triticum sativum gövde enine kesitlerinin genel görünümü.

Şekil. Mısır (Zea mays) gödeşinden enine kesitte ayrıntılı yapı (Yentur ve ark.,2001).

YAPRAK

Yaprak, gövdelerdeki apikal meristemden oluşan lateral bir organdır. Yaprağın doğrudan veya dolaylı olarak solunum, koruma, besin ve su depo etme, böcek yakalama ve sindirme, üreme, salgı, desteklere tutunma gibi birçok görevi olmasına karşın, önemlilerinden ikisi fotosentez (özümleme) ve terleme (transpirasyon ) olduğundan, şekli de işlevine uygun olarak geniş bir dış yüzeye sahip, yassılaşmış organdır. İyi gelişmiş bir havalandırma (aerankima) dokusuna sahiptir ve temel doku hücrelerinde bol miktarda kloroplast bulunur. Yapraklar yaptıkları işleve bağlı olarak değişik şekiller gösterirler. Böyle değişim yapraklarına metamorfoz yapraklar denir. Örneğin tomurcuk pulları, diken yapraklar, depo yapraklar, sülük yapraklar, kapan yapraklar, üretken yapraklar, çiçek yaprakları gibi.

Şekil. Metamorfık yaprak şekilleri. A, kadıntuzluğu. B, çobanpüskülü. C, kestane ağacı. D, damkoruğu. E, Bezelye.

Yapraklar gövde ve dalların üzerinde bir sıra ve bir düzen içinde düğüm (nodyum) yerlerinden çıkarlar. Büyümeleri, büyüklükleri ve ömürleri sınırlı olduğu için, kısa sürgün olarak kabul edilebilir. Yaprak esas olarak yaprak ayası (lamina), yaprak sapı (petiol) ve yaprak tabanından (bazis) oluşur.

Yaprak ayası, yaprağın yassılaşmış, geniş bir yüzeye sahip, ince ve yeşil kısmıdır. Terleme ve fotosentez olaylarının büyük kısmı burada gerçekleşir. Ayası bütün yani parçalanmamış yapraklara basit yapraklar denir.

Şekil. Metamorfık yaprak şekilleri (kapan yapraklar). A, Pinguicula. B, Drosera. C, Sarracenia

Örneğin aksöğüt yaprakları. Ayası loplu olan veya küçük yaprakçıklara bölünmüş olan yapraklara ise bileşik yapraklar denir (Şekil 13.3). Akasya yaprakları gibi. Parçalanma orta eksene (ana damar) dik gerçekleşirse yaprakçıklardan oluşan tüysü bileşik yapraklar (pinnat) oluşur. Yaprak ayasının ucu bir yaprakçıkla biterse tekli tüysü (imparipinnat), iki yaprakçıkla biterse ikili tüysü (paripinnat) adım alır. Bazan da parçalanma sonunda üç yaprakçık oluşur (trifoliat, üçgüldeki gibi). Saydığımız bu bileşik yaprak tipleri baklagillere (Fabaceae) özgüdür. Yaprak ayası atkestanesi bitkisinde (Aesculus hippocastanum) olduğu gibi elin biçimine uygun olarak parçalanırsa buna da palmat bileşik yaprak denir (Şekil 13.3).

Yaprak kenarları düz, dişli (dentat), testere dişli (serrat), loblu, oymalı (krenat), körfezli (sinuat) ve benzeri kenarlara sahip olabilir (Şekil 13.4). Ayanın genel şekline göre ise oval (ovat), üçgen (deltat), kalpsi (kordat), şeritsi (linear), yuvarlakça (rotundat), elips (eliptik), iğnemsi (asikular), ipliksi (filiform), dikdörtgen (oblong), oraksı (falkat), oksu (sagitat), biz (subulat), keman (pandurat) ve benzeri şekilli olabilir.

Şekil. Bileşik yaprak çeşitleri. Y, yaprakçık. K, kulakçık (stipul).

Yaprak ayasında bulunan damarlar aya içinde değişik şekillerde yayılarak yapraklardaki damarlanmayı (venasyon) oluştururlar. Bu damar sistemleri genel olarak yaprak ayasının şekline göre basit, paralel, ağsı, çatalsı, palmat, pinnat, peltat ve pedat damarlarıma gibi damarlarıma gösterirler.

Basit damarlanmada çamda (Pinus) olduğu gibi, yaprak ayasında bir veya iki damar bulunur. Bu tip yapraklarda yaprak ayası çoğunlukla dar ve iğne şeklindedir. Paralel damarlanmada orta damar hakimiyeti bulunmaktadır ve yan damarlar ya orta damara dik iken birbirine paralel (Zakkum, Nerium) ya da orta.

 

Şekillerine göre yaprak tipleri. Soldan sağa: düz kenarlı, ince testere dişli, keskin testere dişli, oymalı- testere dişli, oymalı- dişli, derin oymalı, derin dilimli, parçalı (Akman’dan).

damara da birbirine de paralel uzanırlar (monokotiledonlu bitkiler için tipiktir, örneğin buğday yaprağında olduğu gibi). Ağsı damarlanmada da yine yaprak ayasında orta damar hakimiyeti vardır. Bu orta damardan çıkan yan damarlar ayada bir ağ şeklinde yayılırlar. Yaygın olup dikotiledonlu bitkiler için tipiktir (kavak yaprağında olduğu gibi). Çatalsı (dikotomik) damarlarıma yaygın bir damarlanma değildir ve ilkel damarlanma olarak kabul edilir. Ayaya giren damar ikili çatallanarak venasyonu oluşturur. Bazı eğrelti otlarında (Venüs saçı, Adiantum capillus-veneris) ve Ginkgo biloba (gümüş meyva) yapraklarında görülür. Palmat damarlanmada, atkestanesinde olduğu gibi damarlar ayaya uygun olarak dağılmıştır. Yine bazı begonya (Begonia), öksürükotu (Tussilago farfara) bitkisinin yaprakları da örnek verilebilir. Ayrıca Pinnat, peltat ve pedat gibi damarlanma tipleri de vardır.

Yaprakların gövde üzerinde dizilişi belli kurallara göredir. Bu kurallardan birisi alternansi kuralıdır ki bu kurala göre bir düğümden çıkan yaprakların izdüşümleri ile onu izleyen alt ve üst düğümlerdeki yaprakların iz düşümleri çakışmaz. Diğer bir kural ekvidistans kuralıdır ve bu kural gereği, bir nodan (düğüm) çıkan yapraklar nodu eşit paylaşırlar. Bu iki kurala göre yapraklar sürgün üzerinde iki temel diziliş (fılotaksi) gösterirler.

Şekil. Ayanın genel şekline göre yaprak tipleri. A, linear (şeritsi, Claytonia). B, lanseolat (mızraksı, Asclepias). C, oblanseolat (ters mızraksı, Solidago). D, oblong (dikdörtgen şekilli, Hypericum). E, ovat (oval, Apocynum). F,obovat (ters oval, Alnus). G, spatulat (spatul= kaşık şeklinde. Pittosporum). H, eliptik (elips, Kalmia). I, orbikular (dairemsi, Cornus). J, deltoid (üçgen, delta şeklinde, Populus). K, kuneat (balta veya kama şeklinde, Crataegus).L, peltat (kalkan şeklinde, Trapaeolum). M, perfoliat (delikli veya sapsız yaprak, Ulvularia).

 

Şekil. Ficus elastica ‘da (lastik ağacı, kauçuk) 2/5 sarmal yaprak dizilişi ve diyagramı (Akman’dan).

1. Vertisillat (dairesel) yaprak dizilişi: Bu diziliş şeklinde bir düğümden birden çok yaprak çıkar ve düğümü eşit paylaşırlar. Dekussat (karşılıklı çapraz), oppozit (karşılıklı), üçlü dairesel gibi çeşitleri olabilir.

2. Sarmal (almaşlı, anternatif) yaprak dizilişi: Bu dizilişte her düğümde bir yaprak oluşur. Diştik (ikili sıralı sarmal), tristik (üçlü sıralı sarmal) ve 2/5 sarmal diziliş gibi çeşitleri vardır.

Şekil. Yaprak dizilişleri: A. alternat (söğüt), B.oppozit (Cornus stolonifera, kızılcık), C.dairesel (Medeola virginiana), D.dekussat (Philadelphus, filbahri), E.distik (Smilacina stellata) (Akman’dan).

YAPRAĞIN ANATOMİK YAPISI

Gövdenin apikal meristeminden meydana gelen yaprağın dış yüzeyi epiderma ile epidermanın üzeri de bitkinin bulunduğu ortama göre kalınlığı değişen ve üst epidermada daha kalın olabilen kutikula, mumsu maddelerle örtülü olabilir. Kara bitkilerinde kloroplast içermeyen yaprak epiderması, su bitkilerinde bol kloroplastlı bir yapı gösterir. Epidermanın yapraklardan su ve gazların kontrollü bir şekilde giriş -çıkışım ayarlama, depo, salgı, üreme, koruma gibi birçok görevi vardır. Bu görevlerini yaparken stomalar, hidatodlar, salgı ve koruma tüyleri gibi epidermal oluşuklar da yardımcı olur. Bazı bitkilerde, örneğin, kauçuk (Ficus elastica) bitkisinde yaprak epidermasının altında birkaç sıralı epidermaya benzeyen bir tabaka bulunmaktadır. Görevleri epidermayla aynı olan bu tabakaya hipoderma denir. Alt ve üst epiderma arasında parankima hücrelerinden oluşmuş bir doku bulunur. Bu dokuya mezofil (ara, orta) doku adı verilir. Mezofil doku hücreleri bol kloroplast içermektedir ve fotosentezin meydana geldiği dokudur. Mezofil dokusu genel olarak palizat ve sünger parankiması şeklinde ikiye ayrılır.

Şekil. Helleborus (çöpleme)’un bifasiyal yaprak enine kesiti (Yentür ve ark.,2001)

Şekil. Ficus (kauçuk)’un bifasiyal yaprağından enine kesit.

Palizat parankiması sık ağaç kazıklar gibi dizilmiş, bol kloroplastlı, uzun, silindirik hücrelerden oluşur. Bir veya çok sıralı olabilir. Fotosentezin yoğun olduğu tabakadır. Sünger parankimasının hücreleri ise genellikle kollu, loplu, yani şekilsiz olabilir. Hücreler arasında boşluklar fazla ve kloroplast miktarı azdır. Fotosentezin yanında, önemli bir havalandırma parankimasıdır. Hücreler arasındaki boşluklar stomalarla ilişkilidir. Dolayısıyla yaprağa gazların giriş-çıkışı kolaylaşmaktadır. Bu parankimanın hücreleri bir veya birkaç sıralı olabilir. Palizat ve sünger parankimasının yaprak ayasındaki konumuna göre aşağıdaki tipler ayırt edilebir.

1. Bifasiyal (dorsiventral, veya asimetrik mezofilli) yaprak: Bitkiler aleminde yaygın olan bu tip yapraklarda, üst epidermanın altında, bununla ilişkili bir veya birkaç sıra hücreli palizat parankima dokusu , bunun altında alt epiderma ile ilişkili sünger parankima dokusu bulunur. Helleborus (çöpleme), Kauçuk (Ficus elastica), ve kurtbağrı {Ligustrum vulgare) bitkilerinin yapraklan bu tipe örnek verilebilir

1. Ekvifasiyal (izolateral, simetrik heterojen mezofil) yaprak: Bu yaprak tipinde, yaprağın alt ve üst epiderması arasında iki palizat parankiması ve bunların arasında da sünger parankiması               bulunur. Bu orta tabaka soda otunda (Salsola kali) ya da Callistemon lanceolatum’da olduğu gibi bir su depo parankiması, yahut çam (Pinus) yaprağındaki gibi epidermanın altında yer alan kollu parankimadan sonra iletim doku demetinin dışında bir transfusyon (iletme ile ilgili) dokusu şeklinde de olabilir.

2. Unifasiyal (mezoflli homojen veya sentrik olan) yaprak: Burada mezofil dokusu aynı tip hücrelerden oluşur. Hücreler oval, yuvarlak ve benzeri olabilir.

Şekil. Pinus (çam) yaprağının enine kesiti (Yentür ve ark.,2001).

Şekil. Ekvifasiyal yaprak enine kesiti örnekleri. Callistemon lanceolatum (A) ve Salsola kali (soda otu) (B). K (KU), kutikula. E, epiderma. st, stoma. P, palizat parankiması. Sp, su depo sünger parankiması. D, iletim demeti.

Hücreler arasında boşluklar da bulunur. Bu özelliği ile sünger parankimasına benzerlik gösterirse de burada mezofıl dokusu sünger ve palizat parankiması şeklinde ayrılmaz. Daha çok Monokotiledonlu bitkilerin yapraklarına özgü olup, soğan (Allium cepa), süsen (iris), mısır (Zea mays), çim-çayır (Lolium) yapraklan örnek verilebilir.

Daha önce izah ettiğimiz damarlanmada, gövdeden yaprak ayasına giren iletim demetleri ayada değişik şekillerde dağılarak venasyonu oluşturur ve iletimi sağlarlar.

Laboratuarda Yapılacak İşlemler:

1. Kenar şekillerine ve aya tiplerine göre yaprak çeşitleri incelenecek ve deftere çizilecek. Bunun için kurutulmuş yapraklardan ve saksı çiçeklerinin yapraklarından yaralanılacaktır.

2. Taze örnekler üzerinde yaprak sıralanışları incelenecek ve çizilecek.

3. Hem hazır hem de hazırlayacağınız yaprak enine kesiti preparatlarında yaprak anatomisini inceleyeceksiniz. Bifasiyal yapraklar için zakkum, kurtbağrı veya herhangi bir dikotil bitki yaprağından, ekvifasiyal yapraklar için çam yaprağından, unifasiyal yapraklar için mısır, glayör, soğan, süsen gibi monokotil bitki yapraklarından enine kesitler alarak inceleyiniz ve şekillerini defterinize çiziniz.

 

 

Şekil. Çimen (Lolium)’nm unifasiyal yaprağından enine kesit. İd, lateral damar, md. medyan (orta) damar, sk. sklerenkima. e, epiderma. dk, demet kını, ik, iç demet kını.

Şekil. iris (süsen)’in unifasiyal yaprağından enine kesit (Yentür ve ark.,2001).

Çiçekli veya tohumlu bitkiler vejetatif gelişmeyi tamamladıktan sonra, eşeyli üremeyi gerçekleştirmek üzere çiçek denen generatif organları üretirler. Bitkiler aleminde ilk çiçek belirtilerine eğreltiotlarında rastlanır. Daha gelişmiş çiçekler kozalaklı bitkilerde ortaya çıkar.

Gymnospermlerde (açık tohumlu bitkiler) örneğin bir çam bitkisinde (Pinus) çiçekler erkek ve dişi kozalaklardır. Pinus‘un erkek kozalakları bir eksen etrafında sarmal dizili mikrosporofıllerden (kozalak pulları) oluşur. Bu pulların her birinin altında mikrosporang denen keseler gelişir.

Şekil. Pinus‘un erkek kozalakları. A, bir kozalak ekseninden boyuna kesit. B, mikrosporangiyumlar ve polenler. C, erkek kozalakları taşıyan sürgün.

Mikrospor denen polenler bu yapı içinde oluşur. Dişi kozalaklar ise erkek kozalaklara göre daha büyük ve uzun süre bitki üzerinde kalıcıdırlar. Kozalak ekseni daha kalın ve bu eksene dizilmiş odunlu ovuliferous pullar daha büyüktür. Her pulun üst kısmında tohum taslakları b ulunur. Bunlar a megasporangium adı verilir. Megasporangiumlardaki megaspor ana hücrelerinin mayoz bölünmesiyle gelişen megasporların döllenmesiyle oluşan tohumların etrafında meyve denen bir yapı bulunmaz.

Şekil. Finns’un dişi kozalakları. A, dişi kozalaktan boyuna kesit. B, dişi kozalakta megasporangiyum ve raegaspor ana hücresi, C,dişi kozalaklı sürgün.

En gelişmiş çiçekler kapalı tohumlu (Angiospermler) bitkilerin çiçekleridir. Bir çiçeğin parçaları genel olarak yüksek yaprakların yani fotosentetik yaprakların değişmesiyle oluştuğu kabul edilmektedir.

Çiçekler genellikle brakte denen bir yaprağın koltuğundan çıkarlar. Çiçekleri sürgüne bağlayan sapa çiçek sapı, pedisel denir. Pediselin çiçek parçalarını taşıyan genişlemiş uç kısmına çiçek tablası, reseptakulum adı verilir. Çiçek parçalan bu tabla üzerinde ya dairesel veya sarmal olarak sıralanırlar. Tam bir çiçekte en dışta çoğunlukla yeşil, fakat değişik renklerde de (petaloid sepaller) olabilen yapraklar bulunur. Bunların her birine çanak yaprak veya sepal, bir çiçekteki sepallerin tümüne ise kaliks denir. Çiçeğin korunmasında rol oynarlar. Bunlar anatomik olarak normal yapraklara benzerlik gösterirle^ morfolojisel de benzerlik gösterirler, hatta fotosentez bile yaparlar. Teker teker yani birbirinden bağımsız iseler korisepal, birleşik iseler sinsepal veya gamosepal şeklinde adlandırılır. Asepal çiçeklerde sepal yoktur. Çiçeğin ikinci halkasında yer alan genellikle renkli yapraklara taç yapraklar denir. Bunların her birine petal, bir çiçekteki petallarin tamamına korolla adı verilir. Bunlar da kendi aralarında avrık (koripetal) veya birleşik (sinpetal, gamopetal) olabilirler. Apetal çiçeklerde petaller yoktur. Yeşil renkli olanlarına sepaloid petaller denir.

Şekil. Bir çiçeğin genel yapısı.

Anatomik olarak normal yapraklara benzerlik gösterirler. Taç yapraklar hem çiçekleri korur hem de birçok çiçeğin tozlaşmasında etkin rol oynarlar. Çiçekler çiçek örtüsünün durumuna göre aşağıdaki gibi ayrılabilir:

1. Aklamideik çiçekler: Betula (huş), Salix (söğüt), Juglans (ceviz), Quercus (meşe)’de olduğu gibi bu tür bitkilerin çiçeklerinde çiçek örtüsü bulunmaz. Bunun yerine brakte denen körelmiş yapraklar bulunur.

2. Diklamideik çiçekler: Kaliks ve korolla mevcut olup bunların birlikte oluşturduğu çiçek örtüsüne periant adı verilir. Periant daha çok Magnoliopsida’ya (çift çenekli bitkiler) özgüdür.

3. Monoklamideik çiçekler: Bazı bitkilerin çiçekleri asepal (sepalleri yok), (Asteraceae’de görülür), bazılarının ise apetaldir (petalleri yok). Yani çiçek örtüsü eksiktir. Liliopsida (tek çenekli bitkiler) üyelerinde çiçek örtüsü çoğunlukla kaliks ve korolla şeklinde farklılaşmaz. Daha çok korollayı andıran bunlardaki çiçek örtüsüne^perigona sahiptirler. Perigonun her bir yaprağına tepal adı verilir.

Çiçeğin üçüncü halkasında erkek organlar (andrekeum) bulunur. Her bir erkek organa stamen denir. Stamen başçık (anter) ve sapçıkdan (filament) oluşur. Anter bazen bir (monotezik) bazen iki parçadan (ditezik) oluşur. Bu parçaların her birine teka denir. İki teka birbirine konnektif denen verimsiz bir doku ile bağlanır. İki tekalı bir anter enine kesilince dört odacıklı olduğu görülür. Polenler polen torbası denen bu odacıklarda oluşurlar.

Şekil. Zambak (Lilium) anterinden enine kesit, pt, polen taneleri.

Dişi üreme organı çiçeğin en iç dairesinde, yani merkezinde bulunur. Bir çiçekteki her bir dişi organa pistil, pistillerin tamamına ise ginekeum denir.

Karpel yaprağından (meyve yaprağı) oluşan pistil tepecik (stigma), boyuncuk (stilus) ve yumurtalık (ovaryum) kısımlarım içerir. Stigma polenlerin konup çimlendiği nisbeten genişlemiş pistilin tepeciğidir. Stilus pistilin daha uzun, silindirik, sütunumsu kısmıdır. Bazen bulunmayabilir. Ovaryum dişi üreme organının şişkinleşmiş kısmıdır. Bu kısımda tohumları verecek olan tohum taslakları (ovulum) bulunur. Tohum taslaklarının ovaryumdaki dağılış tarzına plasentalarıma denir. Ovaryumda tek bir ovulum varsa ovaryumun ya tabanına bağlanır (bazal plasentalanma) veya ovaryuma tepesinden bağlanarak apikal plasentalanmayı oluşturur. Tohum taslaklarının ovaryumun merkezi bölgesine sıralanmasına serbest sentral (merkezi), iç çeperine bağlanmasına çevresel (parietal) plasentalanma denir.

Şekil. Plasentalanma tiplerinden bazıları.

Bir çiçekte ovaryum çiçeğin diğer kısımlarına göre üç durumda bulunur:

1. Üst durumlu ovaryum: Böyle çiçeklerde çiçeğin diğer kısımları ovaryumun altından çıkarlar, yani çiçek hipogindir.

2. Orta durumlu ovaryum: Ovaryumla çiçeğin diğer parçalarının çıkış yerleri aynı seviyede bulunur, yani çiçek perigindir.

3. Alt durumlu ovaryum: Çiçeğin diğer kısımlarının çıkış yerleri ovaryumunkine göre daha yukarıdadır. Burada çiçek tablası ovaryumu sarmıştır. Bu duruma hipantiyum denir. Çiçek epiğindir. Ovaryum durumları bitkileri teşhis etmede önemli bir karakterdir.

Çiçekler bitkilerdeki sürgünlerde tek tek sıralanabilecekleri gibi, pedunkul denen ortak bir çiçek sapına dizilerek çiçek durumları (infloresans) oluştururlar.

Şekil. Ovaryum durumuna göre çiçekler.

Tek çiçekler; haşhaş (Papaver), lale (Tulipa) ve süsende (iris) olduğu gibi sürgünlerin ucunda (terminal) veya menekşede (Viola) olduğu gibi yanda (lateral), bir braktenin koltuğunda olmak üzere başlıca iki şekilde bulunabilirler

Bitkilerdeki çiçek durumları genelde rasemoz (salkım) ve kimoz (simöz – kömeç) olarak ikiye ayrılır.

I. Rasemoz Çiçek Durumları

Bu çiçek durumunda ana eksen (pedunkul) büyümesini sürdürür (monopodiyal dallanma) ve üzerinden çıkan yan dallara (pedisellere) hakim durumdadır.

Rasemoz çiçek durumu da çeşitli şekillerde olabilir:

A.Yan Eksenleri Dallanmayan Tipler

Burada pedunkul pedunkulcuklara ayrılmaz. Bunun değişik çeşitleri bulunmaktadır (Şekil 14.7).

1. Basit rasemus (basit salkım): Ana eksen uzundur. Çiçekler saplıdır (pedisel) ve eksen üzerine tek tek sıralanırlar. Çiçeksaplarımn uzunlukları hemen hemen eşittir. Lahanagiller (Brassicaceae), sümbül (Hycinthus).

2. Başak (spika): Ana eksen uzundur. Çiçekler sapsızdır ve eksen üzerinde tek tek sıralanır. Karabiber (Piper nigrum), buğday (Triticum), arpa (Hordeum).

3. Şemsiye (umbella): Ana eksen çok kısalmıştır ve bunun sonucunda saplı çiçekleri aynı noktadan çıkan bir çeşit başaktır. Çiçek saplarının tabanında bazen çok sayıda brakteden oluşmuş involukrum halkası bulunur. Soğan (Allium cepa), duvar sarmaşığı (Hedera helix ).

4. Yalancı            Şemsiye (korimbus): Bütün çiçekler umbellada olduğu gibi aynı bir düzlem üzerinde bulunurlar. Fakat, çiçek saplarının orijini farklıdır ve altta bulunan çiçeklerin saplan daha uzundur. Tükürük otu (Ornithogalum).

5. Kozalak (strobil-strobilus): Kozalak, pulları (brakteler) birbirini örten ve çiçekleri diklin olan yoğun bir spikadır. Çam (Pinus)’da olduğu gibi.

6. Başçık (tepe, kapituium): Pedunkul kısa, yoğunlaşmış ve tepe şeklini almış bir spikadır. Kapitulumun tabanında brakte denen değişim yapraklarından oluşmuş bir involukrum halkası bulunur. Çiçekler sapsızdır. Yıldızçiçeğigiller (Asteraceae) ve fesçitarağıgiller (Dipsacaceae) familyalarının infloresansı gibi.

7. Tırtılsı (amentum): Pedunkul eğilebilen ve çiçekleri tek eşeyli ve aynı cinsten olan ve çoğunlukla da periant içermeyen, başağı andıran bir rasemoz çiçek durumudur. Söğütgiller (Salicaceae), huşgiller (Betulaceae) ceviz (Juglans) ve meşelerde (Quercus) erkek çiçek durumları.

8. Koçan veya çomak (spadiks): Ana eksen çomak şeklinde şişkinleşmiş ve etlenmiş bir başaktır. Mısır (Zea mays), danaayağı (Arum).

Şekil. Basit rasemoz çiçek durumları.

B. Yan Eksenleri Dallanan Tipler

Bileşik salkımda (bileşik rasemoz) ana pedunkuldan yan pedunkulcuklar gelişir, yani pedunkul dallanır ama hakimiyetini kaybetmez. Pediseller pedunkulcuklara dizilirler. Bunun da çeşitleri vardır.

1. Bileşik salkım (panikula): Yan eksenleri dallanmış bir salkımdır. Üzüm (Vitis), leylak (Syringa).

2. Bileşik başak (bileşik spika): Ana eksen spikula denen küçük spikalar taşır. Yulaf (Avena), darı (Panicum), pirinç (Oryza).

3. Bileşik şemsiye (bileşik umbella): Ana eksen tek çiçek durumu yerine küçük şemsiyeler (umbellula) taşır. Şemsiye çiçekligiller veya maydanozgiller (Apiaceae veya Umbelliferae) güzel bir örnek olşturur.

4. Bileşik yalancı şemsiye (bileşik korimbus): Yan eksenleri dallanmış bir korimbustur. Mürverde (Sambucus) böyledir.

Ana eksen (pedunkul) büyümesini durdurduğu halde, bireysel çiçek sapları büyümeye devam ederek ana eksenin yerini alır. Burada bir veya birden çok yan dalın ana eksenin yerini almasına göre aşağıdaki tiplere ayrılır:

Şekil. Bileşik rasemoz çiçek durumları.

1. Monokazyum: Tek bir yan dal ana eksenin yerine geçerse basit monokazyum oluşur ve basit bir monokazyumda iki çiçek bulunur. Bileşik monokazyumda ana eksenin yerini ardışık birden fazla yan dal alır. Aşağıdaki çeşitlere ayrılır:

1 a. Helezon (bostriks): Birbirini t akip e den yan d allar, b irbirine d ikey olarak aynı tarafta bulunur. Zeren (Narcissus), binbirdelik otu (Hypericum).

1 b. Orak (drepanyum): Birbirini takip eden yan dallar ana eksenin ön tarafında bir düzlemde toplanır. Saz (Juncus).

1 c. Akrep (sinsinus): Birbirini takip eden yan dallar, ana eksenin iki yanında birbirine dikey olarak iki ayrı doğrultuda bulunur. Hodan (Borago).

1 d. Yelpaze (ripidyum): Biribirini takip eden yan dallar, ana eksenin arka tarafında bulunur. Yandan bakışta almaçlı olarak sağa ve sola yayılırlar. Kılıç otu, glayöl (Gladiolus) ve süsende (iris) olduğu gibi.

2. Dikazyum: Ana eksenin yerini karşılıklı iki yan dal alarak devam eder. En basit dikazyumda üç çiçek bulunur. Karanfilgiller familyasında (Caryophyllaceae) olduğu gibi.

3. Pleiokazyum (pleikazyum): Ana eksenin aynı noktasından çıkan ikiden fazla yan dalın ana eksenin yerini almasıyla oluşan kimoz çiçek durumudur. Sütleğen bitkisinde (Euphorbia) olduğu gibi.

Çiçeklerde Eşey Durumu

Erkek ve dişi organın aynı veya farklı çiçekte bulunmasına göre çiçeklerde eşey dağılışı farklı olmaktadır.

1. Hermafrodit (erselik, çift cinsiyetli, er-dişi) çiçekler: Aynı çiçekte hem erkek hem de dişi organların bulunması durumudur. Lale (Tulipa), karanfil (Dianthus), ıhlamur (Tilia) örnek verilebilir.

2. Diklin (tek eşyli) çiçekler: Bir çiçekte ya erkek ya da sadece dişi organlar bulunan çiçeklerdir. Böyle çiçeklerde sadece erkek organlar bulunuyorsa staminat çiçekler, sadece dişi organlar bulunuyorsa pistilat çiçekler denir. Ceviz (,Juglans) ve fındığın (Corylus) erkek ve dişi çiçekleri buna örnek verilebilir.

Şekil. Kimoz çiçek durumları. A; B; C; D: monokazyum, E: dikazyum, F: pleiokazyum

3. Mazı çiçekleri: Erkek incirdeki dişi çiçeklerde olduğu gibi, bunlar verimsiz (steril) çiçeklerdir.

Bitkilerde Eşey Durumu

Bitkiler taşıdıkları çiçeklerin cinsiyetine göre aşağıdaki durumlarda olabilir:

1. Dioik (iki evcikli) bitkiler: Bunlar, tek eşeyli çiçeklerden ya sadece dişi ya da sadece erkek çiçekleri taşıyan bitkilerdir. Söğütgillerden (Salicaceae) söğüt (Salix) ve kavakta (Populus) olduğu gibi.

2. Monoik (tek evcikli) bitkiler: Böyle bitkiler diklin çiçekleri veya erselik çiçekleri taşıdıkları gibi erselik ve aynı zamanda diklin çiçeklerin ikisini de taşırlar, yahut erselik ve diklin çiçeklerden de birini bulundurabilirler. Bununda değişik durumları vardır (Bölümümüzde okutulan Tohumlu Bitkiler kitabına bakınız).

Laboratuarda Yapılacak İşlemler:

1. Çiçek maketlerinden ve saksı çiçeklerinden de yararlanarak bir çiçeğin genel yapısını ve kısımlarım morfolojik olarak inceleyiniz ve şeklini defterinize çiziniz.

2. Taze saksı çiçeklerinden yararlanarak çiçek durumlarım inceleyiniz.

3. Saksı çiçeklerinden yararlanarak, çiçek kısımlarından enine kesitler alarak inceleyiniz ve şekilleri defterinize çiziniz bu iş için hazır preparatlardan da yararlanınız.

MEYVA

Tohumlu bitkiler aleminde eşeyli üremenin çiçek oluşumundan sonraki ikinci aşaması meyva ve tohumun oluşmasıdır. Yumurtanın döllenmesinin ardından embriyo gelişimi ve tohum oluşumu başlarken, bunu meyva oluşumu takip eder. Meyva, çiçekten veya çiçek kısımlarından oluşan ve genelde tohum taşıyan (şart değil) organdır. Yani tohum oluşturan bitkiler meyva meydana getirirler.

Açık tohumlulardan olan Ginkgo biloba ’da döllenmenin ardından erik ya da badem şeklinde olan tohum kabuğunun dış tabakasından etli meyva gelişir. Yine bir açık tohumlu olan ardıçta (Juniperus) birbirini örten kozalak pulları kuruyacağı yerde, etlimsi ve meyva görünümünde bir durum kazanır. Bu istisnai haller dışında, Gymnospermler genelde kozalak tipi meyvalara sahiptirler. Bilindiği gibi, kozalak pulları arasında bulunan tohumlar, bu pulların açılması sonucu çeşitli mekanizmalarla etrafa yayılırlar.

Meyvanın görevi, tohum gelişirken onu fazla su kaybına, hastalıklara, böceklere ve diğer zararlı etmenlere karşı korumanın yanında; tohumların yayılmasını sağlamak ve çeşitli canlılara gıda olarak yarar sağlamaktır.

Orvarvumdan gelişen meyvalara gerçek meyvalar denir. Bazı bitkilerde çiçek ekseni, brakteler, periant gibi çiçeğin diğer kısımları da meyva oluşumuna katılırsa böyle meyvalara da yalancı meyvalar denir.

Şekil. Gerçek meyva, Citrus sinensis (portakal)’in enine kesiti.

 

Şekil.Yalancı meyva elma (Malus). Genel gömümü, boyuna ve enine kesiti.

Muz (Musa sapientum), çekirdeksiz üzüm (Vitis), çekirdeksiz portakal (Citrus) gibi bazı meyvalar döllenme olmaksızın gelişebilmekte ve tohum içermemektedirler, bu şekilde döllenme olmaksızın gelişen meyvalara partenokarp meyvalar denir.

Karpellerden oluşan meyva çeperine perikarp denir. Perikarp genellikle eksokarp (eksoderm -dış tabaka), mezokarp (mesoderm -orta tabaka), ve endokarp (endoderm -iç tabaka) olmak üzere, üç farklı tabakadan oluşur. Kapalı tohumlu bitkilerde (Angiospermler) meyva çeperinin histolojisine göre çeşitli meyva tipleri bulunmaktadır. Meyvalar çeşitli şekillerde sınıflandırılabilir.

 Şekil. Eriksi bir meyvanın yapısı (Karaman’dan).

Basit meyvalar: Bunlar tek pistilli çiçekten gelişen meyvalardır. Basit meyvalar etli meyvalar ve kuru meyvalar olarak iki gruba ayrılabilir.

Etli meyvalar eriksi (drupa) ve üzümsü (bakka) şeklinde ayrılmaktadır. Kayısı, erik, fişne ve benzeri eriksi meyvalarda perikarp genellikle üç tabakalıdır. Üzümsü meyvalarda üzüm, domates, patlıcan ve benzeri meyvalarda olduğu gibi genellikle perikarp iki tabakalıdır, yani meyvanın endokarpı bulunmaz.

Şekil. Eriksi meyva tipleri. A, erik ( Prunus). B, kiraz (Cerasus avium). C, şeftali (Persica vulgaris). D, Hindistan cevizi (Cocos nucifera).

Şekil. Üzümsü meyva tipleri. A, üzüm (Vitis). B, domates (Licopersicon esculentum). C, Limon (Citrus). D, salatalık.

Kuru meyvalar; açılan kuru meyvalar ve açılmayan kuru meyvalar şeklinde ayrılabilir.

Açılan kuru meyvalar: Olgunlaştıkları zaman perikarpı kurur ve değişik şekillerde kendi kendine açılarak tohumlarını etrafa yayarlar. Bunlar da kendi arasında çeşitlere ayrılır.

1. Legumen (bakla): Tek karpelden oluşur. Olgunlaşınca ya karın ya da sırt tarafından açılır. Baklagillerin (Leguminosae) meyvaları.

2. Folikül: Çöpleme (Helleborus) ve hezaren {Delphinium) meyvalarında olduğu gibi, başlangıçta birbirine bağlı duran karpeller, olgunlaşınca birleşme hatlarından (ventral dikiş) açılırlar.

3. Kapsül: Sinkarp karpellerden oluşur. Açılışlarına göre değişik kapsül tipleri vardır.

a. Septisid kapsül: Karpeller birleşme yerlerinden açılır. Orman gülü (Rhododendron), yüksük otu (Digitalis).

b. Lokulusid (bölmeli) kapsül: Karpeller sırt (dorsal) taraflarından açılır. Süsen (iris), çiriş (Asphodelus), menekşe (Viola), lale (Tulipa).

c. Dentisid (dişli) kapsül: Kapsül tepe kısmından dişlerle açılır. Karanfil (Dianthus), sabun otunda (Saponaria) olduğu gibi, bu açılış şekli, karanfilgiller (Carophyllaceae) familyasısındaki bitkilerin meyvaları için karakteristiktir.

d. Piksid (kapaklı) kapsül: Banotu (Hyoscyamus) ve fare kulağı (Anagallis) bitkilerinde olduğu gibi kapsül bir kapakla açılır.

e. Porisid (delikli) kapsül: Kapsül üzerinde meydana gelen delikler vasıtasıyla açılır. Haşhaş (Papaver) ve aslanağzı (Antirrhinum) bitkilerinin kapsülleri örnek verilebilir.

f. Silikva (uzun) kapsül: Genellikle iki karpelden oluşmuş uzun bir kapsül tipidir (boyu eninin üç katından uzun) ve bir yalancı (igit) bölme ile bir arada durur. Olgunlaşınca yalancı bölmeden boyuna ayrılır. Lahanagillerin (Brassicaceae) bir bölümünün kapsülleri böyledir. Örneğin yabaniroka (Diplotaxis).

g. Silikula (kısa) kapsül: Eni boyuna yakın, kısa kapsüldür. Silikvada olduğu gibi, burada da iki karpelin arasındaki yalancı (igit) bölmeden açılır. Lahanagiller (Brassicaceae) bitkilerinin bir bölümünün kapsülleri böyledir. Örneğin çobançantası (Capsella bursa-pastoris).

h. Septifragal kapsül: Birleşmiş olan karpellerin iç kısmı bir sütun halinde kalırken, tabandan başlayarak karpellerin dış kısımları kenarından yukarı kalkar ve tohumlar dışarı atılır. Meyva açıldıktan sonra karpeller üst kısımda sütuna bağlı kalır. Turnagagasıgillerde (Geraniaceae) bu kapsül tipi görülür. Örneğin Geranium (turnagagası).

Açılmayan kuru meyvalar: Açılmayan kuru meyvalar olgunlaştıklarında tohumlar perikarpın içinde kalır. Aşağıdaki gibi ayrılabilir (Şekill5.7).

1. Fındıksı (nuks) meyvalar: Genellikle tek tohum taşırlar ve perikarpları sert ve odunsudur. Fındık (Corylus) meyvaları gibi.

2. Kapçık (aken) meyvalar: Perikarp tohumu sıkıca sarmış olmakla birlikte perikarp testadan ayrılabilir durumdadır. Aken meyvalar alt durumlu ovaryumlardan gelişirler ve genellikle tek tohum içerirler. Yıldızçiçeğigillerde (Asteraceae) bu tip meyvalar yaygındır. Örneğin karahindiba (Taraxacum).

Şekil. Olgunlaşınca açılan basit kuru meyva örnekleri. A, Asclepias. B, Lathyrus. C, Lilium. D, Papaver.

3. Buğdaysı (karyopsis) meyvalar: Üst durumlu ovaryumlardan gelişen karyopsiste perikarp testa ile ayrılmayacak şekilde sıkıca birleşmiştir. Taneli meyvalar veya hububat adı da verilir. B öyle m eyvalara. P oaceae (buğdaygiller) meyvaları (Şekil 2.7 ) örnek verilebilir.

4. Yarılan (sikizokarp)meyvalar: Sinkarp ovaryumlardan oluşan bu tip meyvalarda olgunlaşınca karpeller birleşme yerleri boyunca birbirlerinden ayrılırlar. Ayrılan her bir meyva birimine merikarp denir. Maydanozgillerde (Apiaceae -Umbelliferae) olduğu gibi iki veya ebegümecigillerden (Malvaceae) ebegümecinde (malva) olduğu gibi çok merikarplı olabilirler. Genellikle tek tohum taşıyan bu merikarplar fındıksı meyvalarda olduğu gibi açılmazlar.

5. Kırılan (segmental) bakla: Bir veya daha fazla karpelden oluşurlar. Karpeller birleşme yerlerinden açılmayıp, birer tohum taşıyan aralarından genellikle enine kopmasıyla açılırlar. Keçiboynuzu (Seratonia), yerfıstığı (Arachis) meyvaları örnek verilebilir.

6. Kırılan (segmental) silikva: Turpun (.Raphanus) kapsüllerinde olduğu gibi, karpeller birleşme yerlerinden değil de tek tohum taşıyan parçaların boyuna kopmasıyla açılırlar.

7. Kanatlı fındık (samara): Kanat taşıyan fındıksı bir meyva tipidir. Dişbudak (Fraksinus) meyvaları.

Şekil. Kuru kapalı meyva tipleri. A, Acer, B, Quercus. C, Oryza. D, Dctucus. E, Solidago.

II. Küme (agregat) meyvalar: Çok pistilli ve pistilleri ayrı (apokarp) olan bir çiçekte her bir pistilin ayrı ayrı meyvaya dönüşmesi ile oluşan meyvalardır. Aynı çiçekteki bu meyva topluluğu küme şeklinde bulunurlar. Düğünçiçeği (Ranunculus), manolya (Magnolia), böğürtlen (Rubus), çilek (Fragaria) meyvaları örnek verilebilir. Bu tür meyvalardan olan çilekte çiçek ekseni etlenip şişmiş ve meyvanın yapısına katılmıştır. Çileğin gerçek meyvaları olan nukslar, etlenmiş olan çiçek tablasının yüzeyinde içe çökük noktacıklar şeklinde görülürler. Dolayısıyla çilek meyvası aynı zamanda yalancı meyva grubuna da girer. Böğürtlen (Rubus fruticosus) ve ahududu veya ağaç çileğinde (Rubus idaeus) ise çiçekteki meyva kümesini oluşturan her bir bağımsız meyva, drupa tipindedir. Burada da etlenmiş çiçek tablası meyvanın yapısına katılmış olup, yalancı meyva durumu söz konusudur.

III. Bileşik meyvalar: Sık bir çiçek durumunun her bir çiçeğinden meydana gelen ve olgunlaştıkları zaman yine sık bir meyva durumu halinde bir bütün teşkil eden meyva topluluğudur.

Bileşik meyvalardan incirde (Ficus carica) çiçek durumunun ekseni şişkinleşmiş ve çanak şeklini almıştır. Çanak şeklindeki yapımn iç yüzeyinde bulunan küçük, dişi çiçeklerden oluşmuş çok sayıda drupa tipi meyvalar çiçek durumunun etlenmiş yapısına katılarak bileşik yalancı incir meyvasını oluşturmuştur.

Dutta (Morus) ise çiçek durumunun tepalleri etlenmiş ve çiçek durumunun etrafında sık dizili drupa tipi meyvaları sararak bileşik yalancı meyva özelliği kazanmıştır.

TOHUM

Tohum, tohumlu bitkilerin çoğalması ve yayılmasında rol oynayan organdır. Döllenmenin ardından, tohum taslaklarının değişimi sonucu meydana gelir. Bilindiği gibi, yumurtalıkta bir veya çok sayıda tohum taslakları (ovulum) bulunmaktadır. Bir tohum taslağı genellikle aşağıdaki kısımları içerir.

Funikulus (göbek kordonu, göbek bağı): Tohum taslağını (ovulum) ovarvuma bağlayan ve ovaryumla tohum taslağı arasındaki irtibatı sağlayan uzantıdır. Funikulusun ovuluma bağlı ucuna hilum (göbek), yumurtalığa bağı ucuna plasenta (eten) adı verilir.

İntegumentler: Tohum taslağı zarlarıdır. Bitkinin türüne göre bir veya çok tabakalı olabilir. Bu zarların birer ucu birbirine tam kaynaşmamış ve küçük bir açıklık bırakmıştır. Bu açıklığa mikropil (pencere) denir ve bu açıklık ileride oluşacak canlı embriyonun çimleninceye kadar solunum kapısı görevini üstlenir. Döllenmenin ardından bu integumentler değişerek tohum kabuğuna (testa) dönüşür.

Nusellus: Tohum taslağının iç dokusudur. Parankimatiktir. Bir taraftan tohum ana hücrelerini, dolayısıyla embriyo kesesini oluştururken diğer taraftan ilk besin dokusu görevi görür.

Kalaza: Nusellusun funikulus tarafına denir.

Ovaryumda bulunan tohum taslakları değişik pozisyonlarda bulunabilir. Bu duruş pozisyonlarından bazıları aşağıda verilmiştir.

1. Atrop tohum taslağı: Bu pozisyonda funikulus ile mikropil düz doğrultudadır.

2. Anatrop tohum taslağı: Nusellus funikulusa göre 180 derece kıvrılmış ve bu dokuya yaslanmıştır.

3. Kampilotrof tohum taslağı: Nusellus çeşitli şekillerde kıvrıktır.

Şekil. Tohum taslaklarının ovaryumda duruş şekilleri, f, funikulus. m, mikropil. di, dış integument, ii, iç integument, ek, embriyo kesesi.

Ovaryumda bulunan tohum taslaklarında mayoz bölünme sonucu yumurta hücresi oluşur. Bunun döllenmesiyle zigot meydana gelir. Daha sonra zigot gelişerek embriyoyu oluşturur. Embriyo tohumun asıl kısmı olup, tohumun çimlenmesiyle genç bitkiyi verir. Gelişmiş bir embriyoda şu kısımlar bulunur:

1. Radikula (ilk kökçük): Kökü verecek olan meristem bölgesi

2. Plumula (ilk gövdecik): Gövdeyi verecek olan meristem bölgesi

3. Kotiledon (ilk yaprakçık, çim yapraklan, embriyonik yapraklar): Yapraksı yapılar.

Plumulanın kök ile kotiledon arasındaki kısmına hipokotil, kotiledon ile plumula arasındaki kısa eksene epikotil adı verilir. Tohumlu bitkiler bu yönden; bir çim yapraklı bitkiler (MonocotvJedones, örneğin buğdaygiller), iki çim yapraklı bitkiler (Dicotyledones, örneğin baklagiller) ve çok çim yapraklı bitkiler (Policotyledones, örneğin kozalaklı bitkiler) olmak üzere üçe ayrılır.

Embriyonun çimleninceye kadar hayatta kalabilmesi için yeterince besin maddesine gereksinim vardır. Bu besin maddesi ya embriyonun çeşitli kısımlarında örneğin fasulye, ceviz ve benzeri tohumlarda olduğu gibi kotiledonlarda depolanır veya tohum içinde bir besi dokusu şeklinde bulunur. Bu besi dokusu kapalı tohumlu bitkilerde döllenmenin bir ürünü olan ve hücreleri 3n kromozom taşıyan endosperm dokusu (endosperm iki kutup nukleosunun yani polar nukleusun, bir adıyla da sekonder çekirdeklerin bir spermle birleşmesi sonucu oluşur); açık tohumlu bitkilerde n kromozomlu mega gametofıtten oluşan bir besi dokusu ve bazı tohumlarda ise endospermle birlikte nusellustan gelişen perisperm dokusu şeklinde bulunabilir veya perispermadan oluşur.

Endospermanın oluşumu: nuklear endosperm oluşumu, selular endosperm oluşumu ve helobial endosperm oluşumu olmak üzere genellikle üç şekilde olur.

Embriyo ve besi dokusunun etrafını integumentlerin değişimi, gelişimi, çeperlerinin kalınlaşması, ligninleşmesi ve suberinleşmesi ile oluşan tohum kabuğu (testa) kuşatır. Böylece tohum ortaya çıkar.

Tohum ile tohumluk birbirinden ayrıdır. Örneğin, patates yumrusu tohumluk olabildiği halde tohum değildir. Genellikle bir tohumda bir embriyo bulunur. Fakat, bitkiler aleminde çok embriyolu tohumların meydana gelebildiği de bilinmektedir.

Tohumların büyüklükleri, tipleri ve testanm morfolojisi bitki türlerine bağlı olarak değişir (Şekil 16.3). En küçük tohumlara salepgiller (Orchidaceae) ve canavarotugillerde (Orobanchaceae) rastlanır. Örneğin, Tropikal bölgelerde orkide tohumlan 0.002 mg ağırlığındadır. Buna karşılık Hindistan cevizi tohumları birkaç kg ağırlığında olabilmektedir.

Bir tohum için morfolojik bakımdan önemli olan özelliklerden biri mikropildir. Daha önce de açıklandığı gibi mikropil, integumentlerin bıraktığı açıklık olup tohumdaki embriyonun solunum açıklığıdır. Tohum kabuğu üzerinde varlığı belli olan diğer bir özellik tohumun funikulusdan koptuğu yer olan hilumdur. Tohumda belli olan rafe izi ise funikulusun integumentle birleştiği yerdir.

Şekil. Fasulye tohumunun ikiye ayrılmış şekli ve morfolojisi.

Şekil. Çeşitli tohum tipleri: l.sütleğen, 2. kestane, 3. armut, 4. haşhaş, 5. pamuk, 6. zakkum, 7. söğüt, 8. manolya , 9. Çam

Laboratuarda Yapılacak İşlemler:

1. Bir fasulye veya Hintyağı bitkisi tohumunu bir bütün olarak inceleyiniz ve gördüğünüz kısımları, şekli çizerek üzerinde gösteriniz. Aynı tohumu sırt kısmından ikiye ayırarak (bu iş için önceden suda şişirilmiş tohumlar tercih edilmeli) tohumun iç kısmını inceleyiniz. Yine testadan enine kesit alarak mikroskop altında inceleyiniz. Böylece endospermasız bir tohumu yakından tanımış olacaksınız.

2. Nar (Punica granattım), mısır (Zea mays) tohumundan boyuna kesit alarak inceleyiniz. Narın büyük, küremsi, kırmızı -sarı renkli kabuklu meyvesini enine kesip çıkan nar tohumlarından boyuna bir kesit aldığınızda, sulu olan testanın dış epidermisinin ışınsal uzamış hücreleri diyagram halinde görülecektir. Bu hücreler bol antosiyan içermekte ve tohum testasına sulu bir yapı kazandırmaktadır. Oysa dış integumentin iç kısmı sklerenkimatiktir. İç integument ise şekilde beyaz renkli kısmın dışında ince bir tabaka halinde bulunur (Şekil 16.4). Gördüğünüz şekli çiziniz.

3. Çeşitli bitkilere ait tohumların morfolojilerini inceleyiniz. Ne kadar çok çeşitte tohum bulunduğunu görmüş olacaksınız.

 

 

 

BİTKİ ANATOMİSİ (LAB-I)